AİHM Yalçınkaya Kararı'nda, ulusal mahkemelerin başvuranın Bank Asya işlemlerini açıklamak için sunduğu beyanları 'hiçbir zaman doğrulamadığına ya da başka bir şekilde ele almadığına' dikkat çekilmiştir. Bu durum, adil yargılanma hakkının hangi ilkesinin ihlaline örnek teşkil eder?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #52230

Bu durum, adil yargılanma hakkının (AİHS m. 6) temel unsurlarından olan **'gerekçeli karar hakkı'** ile yakından ilişkili olan **'savunma hakkına ve delillere saygı'** ilkesinin ihlaline örnek teşkil eder. Bu ilke, mahkemelerin, tarafların, özellikle de sanığın, davanın sonucunu etkileyebilecek nitelikteki iddia, savunma ve delillerini ciddiye alması, bunları değerlendirmesi ve neden kabul edip etmediğini kararında makul bir gerekçeyle açıklaması gerektiğini ifade eder. AİHM'in bu tespiti şu anlama gelir: - Sanık, aleyhindeki bir delili (Bank Asya'da hesap sahibi olma) çürütmek veya masum bir şekilde açıklamak için bir savunma (örneğin, 'o hesabı kira ödemek için kullanıyordum' gibi) ve bu savunmayı destekleyen deliller sunmuştur. - Mahkeme, sanığın bu savunmasını ve delillerini görmezden gelmiş, bunları araştırıp doğruluğunu veya yanlışlığını tespit etme yoluna gitmemiş ve kararında bu savunmaya neden itibar etmediğini açıklamamıştır. - Bu durum, mahkemenin savunmaya karşı 'duyarsız' kaldığı, sanığı etkin bir şekilde 'dinlemediği' ve yargılamanın sadece şeklen yürütüldüğü izlenimini doğurmuştur. Bir mahkemenin, sanığın kaderini etkileyecek temel bir savunma argümanını tamamen yanıtsız bırakması, adil yargılanma hakkının özünü zedeler. Çünkü adalet, sadece iddia makamını değil, savunmayı da dinlemeyi ve argümanlarını ciddiyetle değerlendirmeyi gerektirir. (Kaynak: zulkufarslan.av.tr/sami-selcuk-aihm-yalcinkaya-karari/)