5199 sayılı Kanun m. 28/A'da düzenlenen hayvanlara karşı suçların soruşturulmasının Bakanlık başvurusuna bağlanması, bu suçların 'mağduru'nun kim olduğu tartışması açısından ne anlama gelmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #52229

Soruşturmanın Tarım ve Orman Bakanlığı'nın başvurusuna bağlanması, bu suçların mağdurunun kim olduğu tartışmasında önemli bir ipucu sunar ve bu suçların sadece bireysel bir varlığa (hayvana) karşı değil, aynı zamanda 'topluma' ve 'kamu düzenine' karşı işlendiği anlayışını yansıtır. Bu durum şu şekilde yorumlanabilir: 1) **Suçun Mağduru Olarak Toplum:** Kanun koyucu, bir hayvana işkence edilmesinin veya nesli tehlikedeki bir hayvanın öldürülmesinin, sadece o hayvana yönelik bir haksızlık olmadığını, aynı zamanda toplumun ortak vicdanını yaralayan, çevre ve ekolojik dengeyi bozan ve kamu düzenini ilgilendiren bir fiil olduğunu kabul etmektedir. 2) **Bakanlığın Kamu Adına Hareket Etmesi:** Bakanlık, bu suçlarda kamu adına hareket eden, toplumun ve çevrenin menfaatlerini temsil eden bir 'kamu gücü' olarak konumlandırılmıştır. Soruşturmanın Bakanlık başvurusuna bağlanması, bu suçların takibinin bireylerin (hayvan sahipleri veya hayvanseverler) insafına bırakılamayacak kadar önemli bir kamusal mesele olduğu düşüncesini gösterir. Hayvanın kendisi, ceza hukukunda doğrudan bir 'mağdur' olarak kabul edilemese de, Bakanlık onun ve dolayısıyla toplumun haklarını koruyan bir 'temsilci' rolü üstlenir. 3) **Sahipli Hayvan Ayrımı:** Nitekim kanunun, sahipli hayvana karşı işlenen suçlarda ayrıca sahibinin şikayetini de bir soruşturma nedeni olarak kabul etmesi, bu suçların iki yönlü bir mağduriyeti olduğunu gösterir: Fiil hem doğrudan hayvana ve onun sahibine (malına) zarar verir, hem de dolaylı olarak kamu vicdanına ve düzenine zarar verir. Bakanlık başvurusu, bu ikinci (kamusal) boyutu güvence altına alır. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/5199-sayili-hayvanlari-koruma-kanunu/)