Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 24.03.2015 tarihli HTS kayıtlarına ilişkin kararında, 'Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir' ifadesi, 'maddi gerçek' ve 'şekli gerçek' kavramları açısından nasıl bir anlam taşır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #52216

Bu ifade, ceza muhakemesinin temel amacının 'maddi gerçeğe' ulaşmak olduğunu ve bu amaca ulaşırken 'şekli gerçek' ile yetinilemeyeceğini vurgular. - **Maddi Gerçek:** Bir olayın, yargılama dışında, gerçekte nasıl olduğudur. Ceza muhakemesi, sanığın suçu işleyip işlemediğini, tüm şüpheleri yenerek, gerçeğe en uygun şekilde tespit etmeyi hedefler. - **Şekli Gerçek:** Yargılamada, tarafların sunduğu delillerle ispatlanabilen veya ispatlanmış sayılan gerçektir. Bu, her zaman maddi gerçekle örtüşmeyebilir. YCGK'nın ifadesi, HTS sinyal eşleşmesi gibi bir delilin, sanığın suçlu olduğuna dair sadece bir 'ihtimal', yani bir 'şekli gerçek' unsuru yarattığını, ancak bunun 'maddi gerçeği' (sanığın fiili gerçekten işlediği gerçeğini) şüpheye yer bırakmayacak şekilde kanıtlamadığını belirtir. 'Yüksek de olsa bir ihtimal', maddi gerçek değil, sadece bir olasılıktır. Ceza muhakemesinde mahkumiyet kararı, olasılıklara, varsayımlara veya ihtimallere değil, maddi gerçeği yansıtan kesin ve açık bir ispata dayanmak zorundadır. Sadece bir ihtimale dayanarak mahkumiyet kurmak, maddi gerçeğe ulaşma amacından saparak, şekli gerçekle yetinmek ve masumiyet karinesini ihlal etmek anlamına gelir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/hts-baz-sinyal-bilgilerinin-ayni-yerde-cekmesinin-delil-niteligi)