AİHM Yalçınkaya Kararı'nın, Türkiye'nin Anayasa'sının 90/5. maddesi uyarınca 'anayasal bir kural hükmünde olduğunu' anımsatması, kararın iç hukuktaki bağlayıcılığı açısından ne anlama gelmektedir?
AİHM'in bu anımsatması, verdiği kararın Türk iç hukukundaki yerini ve bağlayıcılığını en üst düzeyde vurgulama amacı taşır. Anayasa'nın 90. maddesinin 5. fıkrası, 'Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.' demektedir. AİHM'in bu maddeye atıf yapması şu anlama gelir: 1) **Doğrudan Uygulanabilirlik ve Üstünlük:** Türkiye'nin taraf olduğu AİHS, bir temel hak ve özgürlükler andlaşmasıdır. Dolayısıyla, AİHS hükümleri ve bu hükümleri yorumlayan AİHM kararları, Türk iç hukukunun bir parçasıdır ve kanunlar hiyerarşisinde kanunların üstünde yer alır. Bir Türk kanunu ile AİHS veya AİHM içtihadı arasında bir çelişki olması halinde, Türk mahkemeleri AİHS'i ve AİHM içtihadını esas almak zorundadır. 2) **Yargısal Bağlayıcılık:** Yalçınkaya kararı, sadece başvurucuyu ilgilendiren bir karar değildir. Kararda ortaya konulan ilkeler ve standartlar (ByLock'un tek başına delil olamayacağı, usuli güvencelerin sağlanması gerekliliği vb.), Yargıtay ve tüm alt derece mahkemeleri için bağlayıcıdır. Mahkemeler, önlerindeki benzer davalarda bu standartlara uymakla yükümlüdürler. 3) **Yargılamanın Yenilenmesi Sebebi:** Kararın bu bağlayıcılığı, aynı zamanda CMK m. 311/1(f) uyarınca yargılamanın yenilenmesi için hukuki bir zemin oluşturur. Özetle, AİHM bu hatırlatmayla, verdiği kararın tavsiye niteliğinde olmadığını, Anayasal bir zorunluluk gereği Türk yargı sisteminin uymakla yükümlü olduğu bağlayıcı bir hukuk kuralı olduğunu ve göz ardı edilemeyeceğini belirtmektedir. (Kaynak: zulkufarslan.av.tr/sami-selcuk-aihm-yalcinkaya-karari/)