5251 sayılı Kanun m. 177/2'de yer alan 'Ancak bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kaldırılamaz' hükmü, 'usuli kazanılmış hak' ilkesini nasıl korumaktadır? Bir örnekle açıklayınız.
Bu hüküm, bozma sonrası ıslah hakkının, 'usuli kazanılmış hak' ilkesini ihlal edecek şekilde kullanılmasını engelleyen bir sınırlamadır. Usuli kazanılmış hak, bir mahkemenin veya Yargıtay'ın bir kararıyla, taraflardan biri lehine doğan ve artık aleyhine değiştirilemeyecek olan usuli bir haktır. HMK m. 177/2, ıslahın bu kazanılmış hakları ortadan kaldıramayacağını güvence altına alır. **Örnek:** Davacı, 100.000 TL'lik bir alacak için dava açmıştır. İlk derece mahkemesi davayı reddetmiş, davacı temyiz etmiştir. Yargıtay, kararında 'davacının 60.000 TL'lik alacağının ispatlandığını, ancak kalan 40.000 TL'lik kısmın zamanaşımına uğradığını' belirterek, 60.000 TL yönünden davanın kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle kararı bozmuştur. İlk derece mahkemesi, bu bozma kararına uymuştur. Mahkemenin bozmaya uymasıyla birlikte, davacı lehine 60.000 TL'lik alacağın varlığı, davalı lehine ise 40.000 TL'lik kısmın zamanaşımına uğradığı yönünde bir 'usuli kazanılmış hak' doğmuştur. Bozma sonrası yapılan tahkikatta davacı, ıslah dilekçesi vererek, zamanaşımına uğradığı kabul edilen 40.000 TL'lik kısmı veya dava dışı başka bir alacağını yeniden talep edemez. Çünkü böyle bir ıslah, davalı lehine 'bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durumu' (yani 40.000 TL'lik kısımdan kurtulmuş olma durumunu) ortadan kaldırır. Kanun, ıslah hakkının bu şekilde kullanılmasını yasaklamaktadır. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/belirsiz-alacak-veya-kismi-dava/)