Bir davanın 'belirsiz alacak davası' olarak kabul edilmesi için, davacının alacağının miktarının belirlenmesinin bir bilirkişi incelemesine bağlı olması tek başına yeterli bir kriter midir? YHGK 2021/192 E., 2023/157 K. sayılı kararında bu konuda nasıl bir sonuca varılmıştır?
Hayır, bir davada bilirkişi incelemesine başvurulacak olması, o davanın 'belirsiz alacak davası' olarak kabul edilmesi için tek başına yeterli bir kriter değildir. YHGK'nın 2021/192 E., 2023/157 K. sayılı kararında da bu husus açıkça vurgulanmıştır. Mahkemenin bir davayı belirsiz alacak davası olarak nitelendirebilmesi için, davanın açıldığı tarih itibarıyla davacının, elindeki bilgi ve belgelerle, gerekli dikkat ve özeni göstermesine rağmen alacağının miktarını veya değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden objektif olarak beklenememesi gerekir. Birçok davada, tarafların iddia ettiği rakamlar arasındaki uyuşmazlığı çözmek veya teknik bir konuda hesaplama yapmak için bilirkişi incelemesine başvurulur. Ancak bu, alacağın en baştan 'belirsiz' olduğu anlamına gelmez. Davacı, kendi iddiasını dayandırdığı vakıalara göre bir miktar belirleyebiliyor ancak bu miktarın doğruluğu yargılama sırasında bilirkişi marifetiyle tespit edilecekse, bu durum alacağı belirsiz kılmaz. Örneğin, bir alım-satım sözleşmesinde ödenmeyen bakiye fatura bedelini talep eden davacı, alacağını net bir şekilde belirleyebilir; davalının bu borca itiraz etmesi ve defterler üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması gerekliliği, alacağı belirsiz hale getirmez. YHGK kararında da, davacının imalat bedeli talebinin niteliği itibarıyla kısmi dava konusu olabileceği, bilirkişi incelemesi gerektirmesinin tek başına davayı belirsiz alacak davası yapmayacağı sonucuna varılmıştır. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/belirsiz-alacak-veya-kismi-dava/)