AİHM Yalçınkaya Kararı'nda, Yargıtay'ın ByLock kullanımını 'münhasır ve örgütsel' olduğu iddiasını, MİT'in tespitlerine dayanarak ve derinlemesine incelemeden kabul etmesi eleştirilmiştir. AİHM, bu delilin gücünü zayıflatan hangi somut olgulara dikkat çekmiştir?
AİHM, Yargıtay'ın ByLock'un münhasıran örgütsel bir iletişim aracı olduğu yönündeki kabulünü sorgulamış ve bu delilin iddia edildiği kadar güçlü olmayabileceğine işaret eden somut olgulara dikkat çekmiştir. Bu olgular şunlardır: 1) **Halka Açık Uygulama Mağazalarından İndirilebilmesi:** AİHM, ByLock uygulamasının 2016 yılının başlarına kadar, yaklaşık iki yıl boyunca, herhangi bir denetim olmaksızın halka açık uygulama mağazalarından (Google Play Store, Apple App Store gibi) veya sitelerinden herkes tarafından indirilebildiğine dikkat çekmiştir. Bir uygulamanın bu şekilde kamuya açık olması, onun sadece belirli bir grupla (örgütle) sınırlı ve 'münhasır' olduğu iddiasını zayıflatır. 2) **Yaygın Kullanım İddiası:** Başvuran, ulusal mahkemeler önünde uygulamanın yaygın olarak kullanıldığını dile getirmiştir. AİHM, bu iddianın ve uygulamanın halka açık olmasının, her bir kullanıcının durumu için ayrı bir değerlendirme yapılmasını zorunlu kıldığını vurgulamıştır. 3) **İnceleme Gerekliliği:** Bu iki olgu nedeniyle AİHM, uygulamanın 'örgütsel amaçlar' için kullanılıp kullanılmadığını doğrulamak için, iddia edilen her kullanıcı için bu uygulama üzerinden gerçekleştirilen **belirli faaliyetlerin (mesaj içerikleri, iletişim kurulan kişiler vb.) incelenmesi gerektiğini** belirtmiştir. Yani, sadece uygulamayı indirmek veya kullanıcısı olmak, otomatik olarak örgütsel bir amaç taşıdığı anlamına gelmez. Bu durum, delilin 'teklik özelliğini ve gücünü' zayıflatmaktadır. (Kaynak: zulkufarslan.av.tr/sami-selcuk-aihm-yalcinkaya-karari/)