Bir kiracı, tahliye taahhütnamesini 'hile' veya 'hata' gibi bir irade sakatlığına dayanarak imzaladığını iddia ediyorsa, bu iddiasını hangi sürede ve hangi hukuki yolla ileri sürmelidir? Bu durumun, boş tahliye taahhütnamesi imzalamaktan farkı nedir?
Kiracının, tahliye taahhütnamesini hile, hata veya tehdit (korkutma) gibi bir irade sakatlığıyla imzaladığını iddia etmesi halinde, bu iddiasını TBK m. 39'da belirtilen usule göre ileri sürmelidir. Bu maddeye göre, iradesi sakatlanan taraf, hata veya hileyi öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan itibaren **bir yıllık hak düşürücü süre içinde** sözleşmeyle bağlı olmadığını (yani taahhüdü iptal ettiğini) karşı tarafa bildirmelidir. Bu bildirim tek taraflı bir irade beyanı olup, sözleşmeyi geçmişe etkili olarak geçersiz kılar. Kiracı bu hakkını, kiraya verenin başlattığı bir icra takibine veya tahliye davasına karşı itiraz olarak ileri sürebileceği gibi, kendisi de bir 'menfi tespit' veya 'taahhüdün iptali' davası açarak ileri sürebilir. Bu durumun, boş tahliye taahhütnamesi imzalamaktan temel farkı ispat kurallarındadır. **Boş tahliye taahhütnamesi** (beyaza imza) iddiasında, kiracı belgenin sonradan anlaşmaya aykırı doldurulduğunu kural olarak sadece yazılı delille ispatlayabilir. **İrade sakatlığı** iddiasında ise, durum farklıdır. Hile, hata veya tehdit, bir 'hukuki işlem' değil, bir 'maddi vakıa'dır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre hukuki işlemlerin aksinin ispatı senetle (yazılı delil) yapılırken, maddi vakıalar **her türlü delille (tanık dahil)** ispatlanabilir. Dolayısıyla, irade sakatlığı iddiasında bulunan kiracının ispat imkanları, beyaza imza iddiasında bulunan kiracıya göre daha geniştir. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/tahliye-taahhutnamesi/)