Makalede yer alan Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 2021/2665 K. sayılı kararında, sanıkların telefonlarının 'yakın oturmaları yüzünden' aynı bazdan sinyal vermesinin 'olası olduğu' ve HTS'ye yansıyan iletişimlerin 'tek başına suç delili olmasının mümkün bulunmadığı' belirtilmiştir. Bu karar, HTS kayıtlarının delil değerini değerlendirirken hangi somut olguları dikkate almıştır?
Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin bu kararı, HTS kayıtlarının ve baz sinyali verilerinin soyut bir şekilde değil, somut davanın maddi vakıaları içinde anlamlandırılması gerektiğini gösteren tipik bir örnektir. Kararda, HTS verilerinin delil değerini zayıflatan iki temel somut olgu dikkate alınmıştır: 1) **Yakın İkametgah:** Kararda, sanıkların telefonlarının aynı baz istasyonundan sinyal vermesinin, onların suç işlemek için buluştuğu anlamına gelmediği, çünkü sanıkların birbirine 'yakın oturmaları' nedeniyle bu durumun 'olası' ve 'olağan' olduğu açıkça belirtilmiştir. Mahkeme, bu coğrafi yakınlığın, sinyal eşleşmesi için masum ve mantıklı bir açıklama sunduğunu kabul etmiştir. 2) **İletişimin İçeriğinin Bilinmemesi:** Kararda, 'HTS'ye yansıyan iletişimlerin de tek başına suç delili olmasının mümkün bulunmadığı' vurgulanmıştır. Bu ifade, sanıklar arasında bir arama veya mesajlaşma trafiği olsa bile, bu iletişimin içeriği (ne konuşulduğu) tespit edilemediği sürece, bunun suç işlendiğine dair bir kanıt oluşturmayacağını belirtir. Sanıklar, tamamen suç dışı, kişisel veya işle ilgili bir konuda da görüşmüş olabilirler. Bu iki somut olgu (yakın oturma ve iletişimin içeriğinin belirsizliği), HTS verilerini mahkumiyet için yetersiz kılmış ve bu delilin, şüpheyi sanık aleyhine yenecek güçte olmadığı sonucuna varılmasına neden olmuştur. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/hts-baz-sinyal-bilgilerinin-ayni-yerde-cekmesinin-delil-niteligi)