AİHM Yalçınkaya Kararı'nda, Yargıtay'ın terör örgütü üyeliği suçunun sübutu için aradığı 'süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk' ölçütlerine ulusal mahkemelerin uymadığı belirtilmiştir. Bu ölçütler ne anlama gelmektedir ve örgüt üyeliğinin ispatındaki rolü nedir?
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik içtihatlarına göre, bir kişinin TCK m. 314/2 uyarınca 'silahlı terör örgütüne üye olma' suçundan mahkum edilebilmesi için, örgütle arasında 'organik bir bağ' kurulması gerekir. Bu organik bağın varlığını tespit etmek için Yargıtay üç temel ölçüt geliştirmiştir: **süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk**. - **Süreklilik (Devamlılık):** Sanığın eylemlerinin anlık, tek seferlik veya kesintili olmaması, örgütle olan bağının belli bir zaman dilimi içinde devamlılık arz etmesi gerekir. - **Çeşitlilik:** Sanığın örgütsel faaliyetlerinin tek bir tür eylemden ibaret olmaması, farklı türde ve çeşitli eylemlere katıldığının (toplantıya katılma, propaganda yapma, para toplama, hiyerarşik talimat alma/verme vb.) gösterilmesi gerekir. - **Yoğunluk:** Sanığın örgütsel faaliyetlerinin nitelik ve nicelik olarak belirli bir ağırlığa ve yoğunluğa ulaşmış olması gerekir. Sadece örgüte sempati duymak veya tek bir gösterisine katılmak gibi cılız eylemler üyelik için yeterli görülmez. AİHM, Yalçınkaya kararında, ulusal mahkemelerin, sanığın Bank Asya hesabı, dernek üyeliği ve ByLock kullanımı gibi eylemlerini bu ölçütler çerçevesinde değerlendirmediğini, bu eylemlerin nasıl bir süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk arz ederek organik bir bağ oluşturduğunu somut olarak ortaya koymadan, adeta bu ölçütleri yok sayarak mahkumiyet kararı verdiğini eleştirmiştir. Bu durumun, Yargıtay'ın kendi içtihadına dahi aykırı bir uygulama olduğunu vurgulamıştır (§ 262). (Kaynak: zulkufarslan.av.tr/sami-selcuk-aihm-yalcinkaya-karari/)