YHGK 2021/192 E., 2023/157 K. sayılı kararında, davacının açtığı davanın 'kısmi dava' olarak nitelendirilmesine rağmen, zamanaşımı def'inin reddedilmesinin gerekçesi nedir? Mahkeme, zamanaşımının başlangıç tarihini nasıl belirlemiştir?
Kararda, ilk derece mahkemesinin zamanaşımı def'ini reddetme gerekçesi, davacının zararının ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihe dayanmaktadır. Mahkeme, zamanaşımının başlangıcı olarak, davacı kooperatifin, kendi taşeronu olan ... İnş. Ltd. Şti. tarafından aleyhine açılan alacak davasının kesinleştiği tarihi esas almıştır. Gerekçe şudur: Davacı kooperatifin, arsa sahiplerinden talep edeceği imalat bedeli alacağının (yani zararının) miktarı ve bu zararın hukuken kesinleşmesi, ancak taşeronun açtığı davanın sonuçlanmasıyla tam olarak belirlenebilir hale gelmiştir. Mahkemeye göre, ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/373 Esas sayılı davası 10.04.2013 tarihinde kesinleşmiş, davacının zararı bu tarihte doğmuş ve miktarı belirlenmiştir. Eldeki dava ise 02.07.2013 tarihinde, yani zararın öğrenilmesinden itibaren işleyecek olan (TBK m. 72'ye atıfla) iki yıllık zamanaşımı süresi içinde açılmıştır. Bu nedenle, davalıların zamanaşımı def'i reddedilmiştir. Yargıtay da bozma kararlarında bu hususa değinmemiş, zımnen bu gerekçeyi kabul ederek davanın esasına girmiştir. Yani, zamanaşımı başlangıcı olarak sözleşmenin fiilen bittiği 2007 yılı değil, zararın somutlaştığı ve dava edilebilir hale geldiği 2013 yılı kabul edilmiştir. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/belirsiz-alacak-veya-kismi-dava/)