Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/207 K. sayılı kararında, iftira suçunun oluşması için 'hukuka aykırı fiil isnadı'nın yeterli olduğu, bu fiilin mutlaka bir 'suç' teşkil etmesinin gerekmediği belirtilmiştir. Bu tespitin anlamı nedir? Disiplin yaptırımı gerektiren bir fiil isnat etmek iftira suçunu oluşturur mu?
YCGK'nın bu tespiti, TCK m. 267'deki iftira suçunun konusunun kapsamını açıklamaktadır. İftira suçunun oluşması için, bir kişiye isnat edilen fiilin mutlaka Türk Ceza Kanunu'nda veya diğer ceza kanunlarında tanımlanmış bir 'suç' olması zorunlu değildir. İsnat edilen fiilin, genel olarak hukuk düzenine aykırı bir fiil olması yeterlidir. Bu kapsamda, evet, bir kişiye, hakkında disiplin soruşturması başlatılmasını veya disiplin cezası (uyarma, kınama, meslekten çıkarma gibi) almasını sağlamak amacıyla, işlemediğini bildiği halde disiplin yaptırımı gerektiren bir fiil isnat etmek de iftira suçunu oluşturur. Örneğin, bir memura 'göreve sarhoş geldi' diye, bir avukata 'müvekkilinin sırrını ifşa etti' diye veya bir öğrenciye 'sınavda kopya çekti' diye asılsız isnatta bulunmak, eğer bu isnatlar ilgili disiplin soruşturmasını başlatma amacıyla yetkili makamlara (okul idaresi, baro, bakanlık vb.) bildirilirse iftira suçunu teşkil eder. Aynı şekilde, idari bir para cezası gibi başka bir idari yaptırım uygulanmasını sağlamak amacıyla yapılan asılsız isnatlar da bu suçun konusunu oluşturabilir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/cmk-madde-158-ihbar-ve-sikayet.html)