Ceza Muhakemesi Hukukunda 'doğrudan soru sorma' hakkı (CMK m. 201) ile 'çelişmeli yargılama' ilkesi arasında nasıl bir ilişki vardır? AİHM'in Yalçınkaya kararında, savunmanın ByLock deliline ilişkin olarak bu hakkını etkin bir şekilde kullanamadığını belirtmesi ne anlama gelmektedir?
'Doğrudan soru sorma' hakkı, taraflara (Cumhuriyet savcısı, katılan, sanık ve müdafileri), tanıklara, bilirkişilere ve diğer sanıklara mahkeme başkanı aracılığıyla değil, doğrudan soru yöneltebilme imkanı tanıyan bir haktır. Bu hak, 'çelişmeli yargılama' (adversarial principle) ilkesinin en önemli araçlarından ve güvencelerinden biridir. Çelişmeli yargılama ilkesi, tarafların bir davadaki tüm delilleri öğrenme, bu delillere karşı iddia ve savunmalarını sunma, delillerin güvenilirliğini ve doğruluğunu mahkeme önünde tartışma ve sorgulama imkanına sahip olmasını gerektirir. AİHM'in Yalçınkaya kararında, savunmanın ByLock deliline ilişkin bu hakkını etkin bir şekilde kullanamadığını belirtmesi şu anlama gelir: Savunma, sadece ByLock verilerinin kendisine sunulmamasından değil, aynı zamanda bu verileri oluşturan, analiz eden ve raporlayan kişileri (örneğin, MİT görevlileri, bilirkişiler) mahkeme huzurunda sorgulama, onlara doğrudan soru sorarak raporlarındaki çelişkileri, varsayımları ve metodolojiyi test etme imkanından da mahrum bırakılmıştır. Mahkemeler, MİT'in raporlarını adeta sorgulanamaz birer belge olarak kabul etmiş, bu raporları hazırlayanların veya verinin kaynağının mahkemede doğrudan sorgulanmasına olanak tanımamıştır. Bu durum, savunmanın aleyhindeki temel delili etkin bir şekilde çürütebilme imkanını elinden alarak, çelişmeli yargılama ilkesini ve onun bir aracı olan doğrudan soru sorma hakkını ihlal etmiştir. (Kaynak: zulkufarslan.av.tr/sami-selcuk-aihm-yalcinkaya-karari/ - Karardaki genel çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ihlali tespiti bu hakkı da kapsar.)