Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 24.03.2015 tarihli HTS kayıtlarına ilişkin kararında, sanıkların iş yeri, adliye ve ikametgahlarının birbirine yakın yerlerde olması gibi somut olgular, baz istasyonu sinyallerinin aynı yerden gelmesinin yorumlanmasında nasıl bir rol oynamıştır?
YCGK'nın ilgili kararında, sanıkların günlük yaşam alanlarının coğrafi yakınlığı, HTS baz sinyali verilerinin delil değerini zayıflatan ve 'olağan bir durum' olarak yorumlanmasını sağlayan kilit bir rol oynamıştır. Mahkeme, sadece baz sinyallerinin aynı yerden geldiği soyut bilgisiyle yetinmemiş, bu bilginin somut olaydaki anlamını araştırmıştır. Kararda, sanıklardan birinin iş yerinin, diğerinin görev yaptığı adliyenin ve ikamet ettiği lojmanın birbirine yakın mesafede olduğu, bir diğer sanığın da avukat olduğu (muhtemelen adliye çevresinde bulunduğu) belirtilmiştir. Bu somut olgular ışığında Yargıtay, bu kişilerin cep telefonlarının gün içinde aynı baz istasyonundan sinyal vermesinin, bir suç organizasyonu için buluştuklarını değil, günlük rutinleri ve yaşam alanlarının yakınlığı nedeniyle gerçekleşen 'normal' ve 'olağan bir durum' olduğunu değerlendirmiştir. Bu yaklaşım, HTS verilerinin soyut olarak değil, her davanın kendi somut koşulları içinde (kişilerin meslekleri, ikametgahları, iş yerleri, olayın geçtiği yerin coğrafi yapısı vb.) anlamlandırılması gerektiğini göstermektedir. Bu olgular, baz sinyal eşleşmesinin masum bir açıklaması olabileceğine dair güçlü bir karine oluşturmuş ve şüphenin sanıklar lehine yorumlanmasına yol açmıştır. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/hts-baz-sinyal-bilgilerinin-ayni-yerde-cekmesinin-delil-niteligi)