AİHM Yalçınkaya Kararı'nda, derece mahkemelerinin, sanığın Bank Asya'da hesap açması, sendika ve dernek üyeliği gibi eylemleri, terör örgütü üyeliği suçuna 'destekleyici nitelikte kanıt' olarak görmesini nasıl eleştirmiştir? Bu eylemlerin 'yasallık karinesi'nden yararlanması ne anlama gelir?
AİHM, Yalçınkaya kararında, ulusal mahkemelerin bu eylemleri destekleyici kanıt olarak kullanmasını da sorunlu bulmuştur. AİHM'in eleştirisi şu noktalarda toplanmıştır: 1) **Anlamlı Tartışma Eksikliği:** Ulusal mahkemeler, kararlarında, bu eylemlerin tek başlarına nasıl bir suç davranışına kanıt olabileceğine ilişkin anlamlı bir tartışmaya girmemişlerdir. Bu eylemlerin, sanığın örgütün şiddet içeren nihai amacını bildiğini ve benimsediğini nasıl gösterdiğini açıklamamışlardır. 2) **Yasallık Karinesi:** AİHM, bu eylemlerin gerçekleştirildikleri tarihte, görünüşte tamamen yasal eylemler olduğunu ve 'yasallık karinesi'nden yararlandığını vurgulamıştır. Bank Asya, devlet denetiminde yasal bir banka; ilgili sendika ve dernek ise KHK ile kapatılana kadar yasal olarak faaliyet gösteren kuruluşlardı. Bireylerin, o an için yasal olan faaliyetleri nedeniyle sonradan suçlanması, hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik ilkelerini ihlal eder. 3) **Örgütlenme Özgürlüğü (AİHS m. 11):** Özellikle sendika ve dernek üyeliği, AİHS m. 11 ile korunan örgütlenme özgürlüğünün bir kullanımıdır. Bu hakkın kullanımının, başka somut bir suç eylemiyle ilişkilendirilmedikçe, bir terör suçu için delil olarak kullanılması, hakkın özüne bir müdahaledir. AİHM, ulusal mahkemelerin, bu yasal eylemlerin, silahlı bir terör örgütüne üyelik bulgusunu nasıl güçlendirdiğini açıklığa kavuşturması gerektiğini, ancak bunu yapmadığını tespit etmiştir. (Kaynak: zulkufarslan.av.tr/sami-selcuk-aihm-yalcinkaya-karari/)