İmar Kanunu m. 184/5'te düzenlenen, ruhsata aykırı binanın uygun hale getirilmesiyle davanın düşmesi veya cezanın ortadan kalkması hükmü, TCK'da düzenlenen genel 'etkin pişmanlık' kurumundan hangi yönüyle ayrılır?
İmar Kanunu m. 184/5'te düzenlenen bu hal, TCK'daki genel etkin pişmanlık kurumundan (örn: TCK m.168) sonuçları itibarıyla önemli ölçüde ayrılır ve daha lehe bir düzenlemedir. Temel farklar şunlardır: 1) **Sonuçları:** TCK'daki genel etkin pişmanlık hükümlerinde, failin zararı gidermesi veya malı iade etmesi durumunda, suçun tamamlanmasından sonra ise cezasında belirli bir oranda **indirim** yapılır. Ceza tamamen ortadan kalkmaz. Oysa İmar Kanunu m. 184/5'te, yapının uygun hale getirilmesi durumunda, eğer dava açılmamışsa **hiç dava açılmaz**, açılmışsa **dava düşer**, ceza verilmiş ve kesinleşmişse **ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar**. Görüldüğü gibi, bu düzenleme sadece bir ceza indirimi değil, tam bir cezasızlık hali veya cezanın ortadan kaldırılması sonucunu doğurur. 2) **Niteliği:** Bu nedenle, İmar Kanunu m. 184/5'teki düzenleme, teknik olarak bir 'etkin pişmanlık' hükmünden ziyade, 'cezayı ortadan kaldıran şahsi bir sebep' veya 'şahsi cezasızlık sebebi' olarak nitelendirilir. Kanun koyucu burada, failin pişmanlığını ödüllendirmekten çok, imar düzenine aykırılığın giderilmesini ve kamu yararının yeniden tesis edilmesini öncelikli amaç olarak görmüş ve bunu başaran faile tam bir cezasızlık sağlayarak güçlü bir teşvik sunmuştur. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/kacak-yapi-cezasi-ihbar-sikayet/)