AİHM Yalçınkaya Kararı analizinde, yazarın 5237 sayılı TCK'yı eleştirirken kullandığı 'deyiş, terim yerine deyim diyen, suç öngörmek yerine “suç koyma”ktan söz eden' ifadeler, kanun yapma tekniği açısından nasıl bir soruna işaret etmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #52146

Yazarın bu eleştirisi, 5237 sayılı TCK'nın dilinde ve terminolojisinde bir 'özensizlik' ve 'tutarsızlık' olduğu iddiasına dayanır ve kanun yapma tekniği açısından ciddi bir soruna işaret eder. Bu sorun, 'hukuki terminoloji birliği'nin sağlanamamasıdır. Hukuk, özellikle de ceza hukuku, kendine özgü, anlamları belirli ve üzerinde uzlaşılmış bir kavramsal çerçeveye ve terminolojiye dayanır. - **'Deyim' yerine 'deyiş' demek:** Bu, teknik bir terim yerine daha edebi veya günlük dilde kullanılan bir kelimenin tercih edilmesidir. Bu durum, kanun metninin hukuki ciddiyetini ve kesinliğini zayıflatabilir. - **'Suç öngörmek' yerine 'suç koymak' demek:** 'Suç öngörmek' veya 'suç olarak düzenlemek', yerleşik ve teknik bir hukuki ifadedir. 'Suç koymak' ise daha basit, halk diline yakın ve teknik olmayan bir ifadedir. Bir temel kanunda bu tür ifadelerin kullanılması, kanunun dilindeki özensizliği gösterir. Bu tür terminolojik tutarsızlıklar ve özensizlikler, kanunun yorumlanmasında zorluklara, farklı uygulamalara ve hukuki belirsizliğe yol açabilir. İyi bir kanun yapma tekniği, kanunun sadece içeriğinin değil, dilinin de açık, kesin, tutarlı ve yerleşik hukuki terminolojiye uygun olmasını gerektirir. Yazar, bu eleştirilerle TCK'nın bu teknik gereklilikleri tam olarak karşılamadığını ve bunun hukuki güvenlik açısından bir risk oluşturduğunu ima etmektedir. (Kaynak: zulkufarslan.av.tr/sami-selcuk-aihm-yalcinkaya-karari/)