5199 sayılı Kanun'un 12. maddesi hayvanların kesim usulünü düzenlerken 'dini kuralların gerektirdiği özel koşullar' ifadesine yer vermiştir. Bu konudaki ayrıntılı düzenlemenin Diyanet İşleri Başkanlığı'nın bağlı olduğu Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirleneceğini öngörmesi, 'laiklik' ilkesi ve idarenin düzenleme yetkisi açısından nasıl yorumlanmalıdır?
Bu düzenleme, kanun koyucunun toplumsal bir gerçeklik olan 'dini usullere göre kurban kesme' pratiğini görmezden gelmeyerek, bunu belirli kurallar çerçevesine oturtma çabasını yansıtır. Bu durum, laiklik ve idarenin düzenleme yetkisi açısından şöyle yorumlanabilir: 1) **Laiklik İlkesi Açısından:** Laiklik ilkesi, devletin din ve vicdan özgürlüğünü güvence altına almasını, ancak hukuk kurallarını dini referanslara göre oluşturmamasını gerektirir. Burada kanun, 'dini kurallara göre kesim' emri vermemekte, sadece bu şekilde kesim yapmak 'isteyenler' için uyulması gereken sağlık, hijyen ve hayvan refahı standartlarını düzenleme yetkisini vermektedir. Yani devlet, dini bir pratiği zorunlu kılmamakta, var olan bir toplumsal pratiği kamu sağlığı, çevre temizliği ve hayvan hakları gibi yine laik ve kamusal gerekçelerle düzenlemektedir. Bu, din ve vicdan özgürlüğünün (ibadet boyutu) düzenlenmesi kapsamında değerlendirilebilir. 2) **İdarenin Düzenleme Yetkisi Açısından:** Kanun, genel çerçeveyi (hayvana en az acı verme, hijyen, ehliyetli kişiler) çizmiş; konunun teknik, dini ve uygulamaya dönük ayrıntılarının belirlenmesini ise uzman kurum olan Diyanet İşleri Başkanlığı'nın görüşü alınarak ilgili Bakanlığa bırakmıştır. Bu, kanunilik ilkesine uygun bir 'çerçeve hüküm' niteliğindedir. Kanun, 'kurban dini bir emirdir' dememekte, 'dini amaçla kurban kesmek isteyenler için kurallar şunlardır' diyerek düzenleyici bir rol üstlenmektedir. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/5199-sayili-hayvanlari-koruma-kanunu/)