5237 sayılı TCK m. 21/2'ye göre olası kast, 'kişinin, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi' olarak tanımlanmıştır. Bu tanımdaki 'fiili işlemesi' ifadesi, neticenin kabullenilmesi veya 'olursa olsun' denilmesi anlamını nasıl içermektedir? Bu ifadenin bilinçli taksirden farkını ortaya koyunuz.
TCK m. 21/2'deki 'fiili işlemesi' ifadesi, olası kastın ayırt edici unsuru olan 'neticenin kabullenilmesi'ni zımnen içermektedir. Buradaki mantık şudur: Fail, eyleminin yasaklanan bir neticeyi (örneğin ölümü) doğurabileceğini öngörmektedir. Bu öngörüye rağmen, eğer neticenin gerçekleşmesini istemeseydi veya gerçekleşmeyeceğine dair bir güveni olsaydı, o fiili işlemekten vazgeçerdi. Ancak fail, bu öngörüye rağmen fiili işlemeye devam etmektedir. İşte bu 'devam etme' iradesi, failin olası neticeye kayıtsız kaldığını, onu göze aldığını ve 'olursa olsun' diyerek kabullendiğini gösterir. Bilinçli taksirden (TCK m. 22/3) farkı da burada ortaya çıkar. Bilinçli taksirde de fail neticeyi öngörür, ancak o, neticenin gerçekleşmeyeceğine dair (şansına, yeteneğine vb. dayalı) bir güvenle hareket eder. Yani o, fiili işlerken neticenin olmayacağı inancındadır. Olası kasttaki fail ise 'olabilir, olursa da olur' derken, bilinçli taksirdeki fail 'olabilir ama benim durumumda olmaz' demektedir. Dolayısıyla, olası kasttaki 'fiili işleme' iradesi, öngörülen neticeyi de kapsayan bir kabullenmeyi ifade ederken; bilinçli taksirdeki 'fiili işleme' iradesi, öngörülen neticenin istisnai olarak gerçekleşmeyeceği beklentisiyle şekillenir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/iki-ornek-olay-dogrultusunda-olasi-kast-bilincli-taksir-degerlendirilmesi)