Kiracı, noter tarafından düzenlenmiş veya imzası tasdik edilmiş bir tahliye taahhütnamesine dayalı icra takibine itiraz ettiğinde, kiraya verenin itirazın kaldırılması için İcra Hukuk Mahkemesi'ne başvurması halinde, kiracının ileri sürebileceği savunmalar İİK m. 275'e göre nasıl sınırlandırılmıştır?
İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 275. maddesi, noterlikçe düzenlenmiş (resen tanzim) veya tarih ve imzası tasdik edilmiş bir tahliye taahhütnamesine dayalı takiplerde, kiracının itiraz imkanlarını ciddi şekilde sınırlandırarak kiraya verene güçlü bir ispat avantajı sağlar. Kiracı, bu tür bir belgeye dayalı takibe itiraz ettiğinde, kiraya veren İcra Hukuk Mahkemesi'nde itirazın kaldırılmasını talep edebilir. Bu davada mahkeme, kiracının itirazını sadece şu durumda kabul eder: Eğer kiracı, 'kiranın yenilendiğine veya uzatıldığına dair **aynı kuvvet ve mahiyette bir vesika** gösterebilirse'. 'Aynı kuvvet ve mahiyette vesika', yine noter tarafından düzenlenmiş veya imzası tasdik edilmiş bir belge (örneğin, yeni bir kira sözleşmesi veya ek protokol) anlamına gelir. Kiracı, bu nitelikte bir yazılı belge sunamazsa, itirazı kaldırılır. Dolayısıyla, kiracı, 'taahhüdü baskı altında imzaladım', 'tarihler sonradan dolduruldu' gibi iddialarını veya tanık beyanlarını İcra Hukuk Mahkemesi'nde ileri süremez. Çünkü taahhütname noter onaylı olduğu için imza ve tarih inkâr edilemez kabul edilir. Kiracının bu tür iddiaları ancak genel mahkemede (Sulh Hukuk Mahkemesi) açacağı bir menfi tespit veya iptal davasında dinlenir. İcra mahkemesindeki süreç, sıkı şekil şartlarına bağlıdır ve kiracının savunma imkanları son derece kısıtlıdır. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/tahliye-taahhutnamesi/)