Prof. Dr. Sami Selçuk'un Yalçınkaya Kararı analizinde, Beccaria ve Montesquieu'nün yargıca yorum yapmayı yasaklayan görüşlerinin tarihsel kökeni olarak Justinianus'un 'yorum erki, yasayı yapan erke aittir' kuralına atıf yapması ne anlama gelmektedir? Bu anlayışın modern ceza hukukundaki yeri nedir?
Justinianus'un (M.S. 6. yüzyıl) 'yorum erki, yasayı yapan erke aittir' (ejus est interpretari, cujus est condere) kuralı, Roma Hukukunda, kanunların yorumlanması yetkisinin, kanunları yapan imparatora veya onun yetkilendirdiği kurumlara ait olduğu prensibini ifade eder. Bu, yargıçların kanunları serbestçe yorumlamasını engelleyen, merkezi otoriteyi güçlendiren bir yaklaşımdı. Prof. Dr. Sami Selçuk, Aydınlanma düşünürleri Montesquieu ve Beccaria'nın, yargıca yorum yasağı getiren görüşlerinin kökenini bu Roma Hukuku ilkesine dayandırır. Onlar, keyfi ve zorba yönetimlere karşı bir tepki olarak, kuvvetler ayrılığını katı bir şekilde savunmuşlar ve yargıcın, yasama organının iradesine en ufak bir müdahalede bulunmasını engellemek istemişlerdir. Yargıcın yorum yapması, yasa yapmakla eşdeğer görülmüş ve bu nedenle yasaklanmıştır. Yargıç, sadece yasanın metnini tekrar eden bir 'ağız' olmalıydı. Bu anlayışın modern ceza hukukundaki yeri ise tamamen değişmiştir. Bugün, yargısal yorum, yargı fonksiyonunun ayrılmaz bir parçası olarak kabul edilmektedir. Yasaların genel ve soyut olması, somut hayatın karmaşıklığı karşısında yorumu zorunlu kılar. Ancak modern ceza hukukunda bu yorum yetkisi sınırsız değildir. Özellikle 'suçta ve cezada kanunilik' ilkesi gereği, yorum, sanık aleyhine kıyasa veya öngörülemez genişletmelere yol açamaz. Yani, Montesquieu ve Beccaria'nın yorum yasağındaki temel kaygı (keyfiliğin önlenmesi), günümüzde yorumu yasaklayarak değil, yorumun sınırlarını kanunilik ve temel haklar ilkeleriyle çizerek korunmaktadır. (Kaynak: zulkufarslan.av.tr/sami-selcuk-aihm-yalcinkaya-karari/)