AİHM Yalçınkaya Kararı'nda, ulusal mahkemelerin ByLock deliline ilişkin olarak MİT tarafından yapılan tespitleri 'derinlemesine incelemeden' ve 'yargılama dışı bir bağlamda' kabul etmeleri, AİHS m. 6'nın hangi alt ilkeleri açısından sorunlu bulunmuştur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #52095

AİHM, ulusal mahkemelerin MİT'in ByLock hakkındaki tespitlerini (örneğin, uygulamanın münhasıran örgütsel olduğu iddiası) sorgulamadan, adeta bir dogma gibi kabul etmesini AİHS m. 6 (adil yargılanma hakkı) kapsamında birçok açıdan sorunlu bulmuştur. Bu durum özellikle şu alt ilkeleri ihlal etmiştir: 1) **Çelişmeli Yargılama (Adversarial Principle):** Savunma tarafına, aleyhindeki temel delilin kaynağı olan bu tespitlerin doğruluğunu, güvenilirliğini ve elde ediliş yöntemini mahkeme önünde etkin bir şekilde sorgulama ve bunlara karşı delil sunma imkanı tanınmamıştır. Mahkemeler, MİT raporlarını sorgulanamaz bir gerçek olarak kabul ederek yargılamanın çelişmeli niteliğini ortadan kaldırmıştır. 2) **Silahların Eşitliği (Equality of Arms):** İddia makamı (savcılık), MİT'in ham verilerine ve raporlarına erişebilirken, savunma makamı bu imkandan mahrum bırakılmıştır. Bu durum, taraflar arasında davanın sonucunu etkileyecek bariz bir dezavantaj yaratarak silahların eşitliği ilkesini zedelemiştir. 3) **Gerekçeli Karar Hakkı:** Mahkemeler, MİT tespitlerinin neden ve nasıl hükme esas alındığını, savunmanın bu konudaki itirazlarının neden reddedildiğini yeterli ve ikna edici gerekçelerle açıklamamıştır. Savunmanın argümanlarına karşı 'duyarsız kalınması', gerekçeli karar hakkının ihlali olarak görülmüştür (§ 341). Bu durum, mahkemelerin bağımsız bir yargısal değerlendirme yapmak yerine, yürütme organının bir kurumunun (MİT) yargılama dışı tespitlerini sorgusuzca benimsediği izlenimini doğurmuştur. (Kaynak: zulkufarslan.av.tr/sami-selcuk-aihm-yalcinkaya-karari/)