5199 sayılı Kanun'un 14. maddesinin (l) bendi, 'Bakanlıkça belirlenen tehlike arz eden hayvanları' üretmeyi, sahiplenmeyi, satmayı vb. yasaklamaktadır. Bu düzenleme, ceza hukukundaki 'açık düzgü' veya 'çerçeve hüküm' kavramı açısından nasıl değerlendirilebilir? Kanunilik ilkesi bağlamında bu tür bir düzenlemenin meşruiyetini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #52087

5199 sayılı Kanun m. 14/1-(l)'deki düzenleme, tipik bir 'çerçeve hüküm' veya 'açık düzgü' (blanket norm) örneğidir. Çerçeve hüküm, suç veya kabahat teşkil eden fiilin tüm unsurlarını kendisi belirlemeyip, bu unsurların veya fiilin kapsamının belirlenmesini yürütme organının (burada Bakanlık) çıkaracağı bir düzenleyici işleme (yönetmelik, tebliğ vb.) bırakan kanun hükmüdür. Bu tür düzenlemeler, 'suçların ve cezaların kanuniliği' ilkesi açısından tartışmalıdır. Anayasa'nın 38. maddesine göre suç ve ceza ancak kanunla konulabilir ve yürütmenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza yaratılamaz. Ancak Anayasa Mahkemesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, kanun koyucunun suçun temel unsurlarını, çerçevesini ve sınırlarını belirlemesi, konunun uzmanlık ve teknik detay gerektiren ayrıntılarının ise idareye bırakılması kanunilik ilkesine aykırı değildir. 5199 sayılı Kanun'daki bu düzenlemenin meşruiyeti de bu çerçevede değerlendirilir. Kanun, 'tehlike arz eden hayvanlarla' ilgili yasak fiilleri (üretmek, satmak vb.) kendisi saymıştır. Hangi hayvanların 'tehlike arz eden' olarak kabul edileceği gibi teknik ve değişen koşullara göre güncellenmesi gereken bir konunun belirlenmesini ise uzman kurum olan Bakanlığa bırakmıştır. Kanun, eylemin çerçevesini çizdiği ve yaptırımını belirlediği için bu düzenleme, kanunilik ilkesine uygun kabul edilmektedir. Nitekim Geçici Madde 3, Bakanlık düzenlemesi çıkana kadar bu türleri kanunla belirleyerek bir boşluk oluşmasını da engellemiştir. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/5199-sayili-hayvanlari-koruma-kanunu/)