Bir davanın 'belirsiz alacak davası' olarak mı yoksa 'kısmî dava' olarak mı açıldığının belirlenmesinde, davacının dava dilekçesindeki nitelendirmesinin mi yoksa talebinin objektif niteliğinin mi esas alınması gerektiği hususunu YHGK 2021/192 E., 2023/157 K. sayılı kararı çerçevesinde tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #52068

YHGK'nın 2021/192 E., 2023/157 K. sayılı kararında açıkça vurgulandığı üzere, bir davanın hukuki niteliğini belirleme görevi hakime aittir (HMK m. 33) ve mahkeme, tarafların yaptığı hukuki nitelendirme ile bağlı değildir. Bu nedenle, bir davanın belirsiz alacak davası mı yoksa kısmi dava mı olduğunun tespitinde, davacının dava dilekçesindeki sübjektif nitelendirmesi değil, dava konusu alacağın objektif niteliği esas alınır. Karara konu olan somut olayda, davacı vekili dava dilekçesinde 'fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak' şimdilik belirli bir miktar talep etmiş, bu da davanın klasik bir kısmi dava olduğunu göstermiştir. Ancak bozma sonrası yargılamada, davacı vekili davanın aslında 'belirsiz alacak davası' olduğunu ileri sürmüştür. YHGK, davacının bu sonradan yaptığı nitelendirmenin davanın türünü değiştirmeyeceğini, zira dava dilekçesindeki anlatım ve talep şekline göre alacağın belirlenebilir mahiyette olduğunu ve davanın en başından beri bir kısmi dava olduğunu kabul etmiştir. Bu durum, hakimin, davacının beyanına rağmen, alacağın niteliğini objektif olarak değerlendirerek davanın türünü (kısmi dava veya belirsiz alacak davası) kendisinin belirlemesi gerektiğini göstermektedir. Davacının talebini 'belirsiz alacak davası' olarak adlandırması, alacak objektif olarak belirli ise, davayı belirsiz alacak davası yapmaz. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/belirsiz-alacak-veya-kismi-dava/)