Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin bir kararında, 'Kiracı olarak davalı şirket müdürlerinin birinin imzası olduğu halde tahliye taahhüdünün de aynı şirket müdürü tarafından imzalanması halinde geçerli olmadığının ileri sürülmesi iyi niyet kurallarıyla bağdaşmaz' şeklindeki tespiti, TMK m.2 (dürüstlük kuralı) ve 'çelişkili davranış yasağı' (venire contra factum proprium) ilkesi açısından nasıl değerlendirilmelidir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #52067

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin bu tespiti, TMK m.2'de düzenlenen dürüstlük kuralının önemli bir yansıması olan 'çelişkili davranış yasağı' (venire contra factum proprium non valet) ilkesinin somut bir uygulamasıdır. Bu ilkeye göre, bir kimse önce kendi davranışı ile başkasında bir güven oluşturup daha sonra bu güvene aykırı ve çelişkili bir şekilde hareket ederek hak iddia edemez. Olayda, bir şirket adına kira sözleşmesini imzalayan yetkili, bu sözleşmenin geçerliliğinden ve getirdiği haklardan (kiralananı kullanma hakkı gibi) yararlanmaktadır. Bu kişi, aynı yetkiyle imzaladığı kira sözleşmesinin geçerliliğini kabul edip, yine aynı yetkiyle imzaladığı tahliye taahhütnamesinin, örneğin şirketi temsil yetkisinin tek başına olmadığı gibi bir gerekçeyle geçersizliğini ileri sürerse, çelişkili davranışta bulunmuş olur. Kira sözleşmesini imzalayarak kiraya verende 'bu kişinin şirketi temsile yetkili olduğu' yönünde haklı bir güven yaratmış, daha sonra aynı yetkiyle imzaladığı ve kiraya verenin aleyhine olan taahhütnameyi geçersiz saymaya çalışmıştır. Yargıtay, bu durumu dürüstlük kuralına aykırı bularak, bir işlemin lehe olan sonuçlarını benimseyip aleyhe olanından kaçınmanın hukuken korunmayacağını belirtmiştir. Dolayısıyla, şirket yetkilisinin bu iddiası hukuken dinlenmez. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/tahliye-taahhutnamesi/)