3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 1. maddesindeki terör tanımında yer alan 'amaç' unsurunun genişliği, 'açıklık ve seçiklik' ilkesi açısından nasıl bir sorun yaratmaktadır? Prof. Dr. Sami Selçuk'un analizine göre bu durumun yargısal yorum üzerindeki etkisi nedir?
3713 sayılı Kanun'un 1. maddesindeki terör tanımı, suçun oluşması için belirli eylemlerin (cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma vb.) belirli 'amaçlarla' işlenmesini şart koşar. Ancak bu amaçlar, 'Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini...değiştirmek, Devletin ...bölünmez bütünlüğünü bozmak, Devlet otoritesini zaafa uğratmak' gibi son derece geniş, soyut ve siyasi nitelikli ifadelerdir. Bu durum, 'açıklık ve seçiklik' ilkesi açısından ciddi bir sorun yaratır. Çünkü bu amaçların ne anlama geldiği, sınırlarının nerede başlayıp nerede bittiği belirsizdir. Prof. Dr. Sami Selçuk'un analizine göre bu belirsizliğin yargısal yorum üzerindeki etkisi, yargı organlarına aşırı geniş bir takdir alanı tanıması ve ceza hukukunun siyasi bir araç olarak kullanılma riskini artırmasıdır. Yargıçlar, bu soyut kavramları kendi siyasi ve ideolojik görüşlerine göre yorumlayabilir, bu da hukuki öngörülebilirliği ve güvenliği ortadan kaldırır. Normalde suç teşkil etmeyecek bir eylem, yargıcın yorumuna göre 'devlet otoritesini zaafa uğratma amacı' taşıdığı gerekçesiyle terör suçu olarak nitelendirilebilir. Bu durum, bireylerin hangi eylemlerinin bu kapsama gireceğini önceden kestirememesine ve kanunilik ilkesinin özünün zedelenmesine yol açar. (Kaynak: zulkufarslan.av.tr/sami-selcuk-aihm-yalcinkaya-karari/)