Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının kanun yararına bozma yoluna başvurma yetkisi (CMK m. 310), Adalet Bakanlığı'nın yetkisinden (CMK m. 309) hangi yönleriyle farklılaşmaktadır? Bu yetkinin 'ikincil ve istisnai' nitelikte olmasını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #52057

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın kanun yararına bozma yetkisi, Adalet Bakanlığı'nın genel yetkisinden iki temel yönden farklılaşır ve bu nedenle 'ikincil ve istisnai' olarak nitelendirilir: 1) **Başvuru Sebebinin Sınırlı Olması:** Adalet Bakanlığı, CMK m. 309/4'te sayılan tüm hukuka aykırılık halleri için kanun yararına bozma talebinde bulunabilir. Buna karşılık, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı sadece ve sadece CMK m. 309/4'ün (d) bendinde belirtilen halde, yani 'hükümlünün cezasının kaldırılmasını veya daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiren' durumlarda bu yola başvurabilir. Diğer bozma nedenleri (a, b, c bentleri) için başvuru yetkisi yoktur. 2) **İkincil Nitelikte Olması (Sübvansiyon):** Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın bu yetkisi ikincildir. Yani, aynı karar hakkında Adalet Bakanlığı tarafından CMK m. 309 uyarınca kanun yararına bozma yoluna başvurulmuşsa, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı artık bu yola gidemez. Bu, Adalet Bakanlığı'nın başvurusunun öncelikli olduğunu gösterir. CMK m. 310, Adalet Bakanlığı'nın herhangi bir nedenle harekete geçmediği veya gözden kaçırdığı, ancak hükümlü lehine açık ve derhal sonuç doğuracak bir hukuka aykırılık (cezanın kaldırılması/indirilmesi gibi) durumunda, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'na re'sen harekete geçme imkanı tanıyan istisnai bir mekanizmadır. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/kanun-yararina-bozma)