Bir davanın 'belirsiz alacak davası' olarak kabul edilip edilemeyeceğinin tespiti için Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/192 E., 2023/157 K. sayılı kararında vurguladığı objektif kriterler nelerdir? Davacının alacağını ispatta zorlanması, tek başına davayı belirsiz alacak davası haline getirir mi?
YHGK'nın ilgili kararında, bir davanın belirsiz alacak davası (HMK m. 107) olarak kabul edilmesi için davacının, davanın açıldığı tarihte alacağının miktarını veya değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden 'gerçekten beklenememesi' veya bunun 'objektif olarak imkânsız' olması gerektiği vurgulanmıştır. Objektif kriterler şunlardır: 1) **Davacının Gerekli Dikkat ve Özene Rağmen Belirleyememesi:** Alacağın belirsizliği sübjektif değil, objektif olmalıdır. Davacı, elindeki bilgi ve belgelerle, makul bir çabayla alacağını hesaplayabiliyorsa dava belirsiz sayılamaz. 2) **Alacağın Belirlenmesinin Yargılamaya Bağlı Olması:** Alacak miktarının netleşmesi, tahkikat aşamasında yapılacak delillerin toplanmasına (örn: karşı tarafın defterlerinin incelenmesi), bilirkişi incelemesine veya keşif gibi işlemlere bağlıysa, belirsiz alacak davası açılabilir. Kararda önemle vurgulanan bir diğer husus, alacağın 'belirlenebilirliği' ile 'ispat edilebilirliğinin' farklı şeyler olduğudur. Davacı, alacağının miktarını net bir şekilde belirleyebilir (örneğin, bir sözleşmeye dayanarak 100.000 TL talep edebilir) ancak bu alacağını ispat edecek yeterli delili (yazılı belge gibi) olmayabilir. Bu durum, bir 'ispat güçlüğü'dür ve tek başına davayı belirsiz alacak davası haline getirmez. Aksinin kabulü, ispatı zor olan her davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasına yol açar ki bu, kanunun amacına aykırıdır. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/belirsiz-alacak-veya-kismi-dava/)