5237 sayılı TCK'nın 305. maddesinde düzenlenen 'Temel milli yararlara karşı faaliyette bulunmak için yarar sağlama' suçu, Prof. Dr. Sami Selçuk'un analizinde eleştirdiği 'açıklık ve seçiklik ilkesi' açısından neden sorunludur? 'Ulusal yarar' gibi bir kavramın ceza normunda yer alması hangi sakıncaları doğurur?
TCK m. 305'teki suç tanımı, 'açıklık ve seçiklik ilkesi' açısından sorunludur çünkü suçun unsurlarını oluşturan kavramlar belirsiz ve müphemdir. Prof. Selçuk'un da vurguladığı gibi, özellikle maddede geçen 'ulusal yarar' teriminin içeriği ve sınırı belirli değildir. 'Ulusal yarar'ın ne olduğu, siyasi konjonktüre, ideolojiye veya kişisel görüşlere göre değişebilen, üzerinde oybirliğiyle uzlaşılamayacak, soyut bir kavramdır. Bir ceza normunda bu tür belirsiz kavramların yer alması şu sakıncaları doğurur: 1) **Öngörülemezlik:** Bireyler, hangi eylemlerinin 'ulusal yarara aykırı' kabul edileceğini ve suç teşkil edeceğini önceden kesin olarak bilemezler. Bu durum, AİHS m. 7'nin gerektirdiği öngörülebilirlik standardını ihlal eder. 2) **Keyfi Uygulama Riski:** Yargı ve yürütme organlarına geniş bir takdir yetkisi tanır. Bu durum, muhalif görüşleri veya siyasi eleştirileri bastırmak için ceza hukukunun bir araç olarak kullanılması gibi keyfi uygulamalara zemin hazırlayabilir. 3) **Hukuki Güvenlik İlkesinin Zedelenmesi:** Hukuki güvenlik ilkesi, hukuk kurallarının açık, anlaşılır ve istikrarlı olmasını gerektirir. 'Ulusal yarar' gibi soyut ve değişken bir kavrama dayalı bir suç tipi, bu ilkeyi temelden sarsar. (Kaynak: zulkufarslan.av.tr/sami-selcuk-aihm-yalcinkaya-karari/)