Prof. Dr. Sami Selçuk'un makalesinde atıfta bulunduğu Montesquieu'nün 'yargıçların yasaların sözcüklerini yineleyen birer ağızdan başka bir şey olmadıkları' görüşü, modern hukukta yorum yetkisinin evrimi açısından nasıl bir anlam ifade etmektedir? Bu görüşün 'yasama yorumu' kurumuyla ilişkisi nedir?
Montesquieu'nün, özellikle cumhuriyet yönetimlerinde yargıçların 'yasaların sözcüklerini yineleyen birer ağız' olduğu şeklindeki görüşü, kuvvetler ayrılığı ilkesinin katı bir yorumunu ve yargısal aktivizme karşı duyulan derin bir güvensizliği yansıtır. Bu görüşün temelinde, hukukun yaratıcısının yalnızca yasama organı olabileceği ve yargıcın görevinin, yaratılmış olan bu hukuku hiçbir yorum katmadan, mekanik bir şekilde somut olaya uygulamak olduğu düşüncesi yatar. Bu anlayış, 'yorum erki, yasayı yapan erke aittir' kuralına dayanır ve 'yasama yorumu' kurumunun teorik temelini oluşturur. Yasama yorumu, bir kanun hükmünün nasıl anlaşılması gerektiği konusunda ortaya çıkan tereddütleri bizzat yasama organının başka bir kanunla açıklığa kavuşturmasıdır. Bu kurum, yargıcın yorum yetkisini elinden almayı hedefler. Metinde de belirtildiği gibi bu uygulama Devrim sonrası Fransa'da, Belçika'da ve 1961 Anayasası'na kadar Türkiye'de varlığını sürdürmüştür. Modern hukukta ise bu katı anlayış terk edilmiştir. Yargı yetkisinin ayrılmaz bir parçası olarak 'yorum yetkisi' de kabul edilmekte, ancak özellikle ceza hukukunda bu yorumun, sanık haklarını ve kanunilik ilkesini zedeleyecek şekilde genişletici veya kıyasa varan bir nitelik taşıyamayacağı vurgulanmaktadır. (Kaynak: zulkufarslan.av.tr/sami-selcuk-aihm-yalcinkaya-karari/)