5237 sayılı TCK m. 2/3'te yer alan 'Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz' hükmü, Prof. Dr. Sami Selçuk'un AİHM Yalçınkaya Kararı analizinde belirttiği tarihsel arka planla nasıl ilişkilidir? Yargıtay'ın 'telefon hattı kullanımı'nı 'mal' olarak yorumlaması bu yasağın ihlaline bir örnek teşkil eder mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #52036

TCK m. 2/3'teki bu hüküm, 'suçta ve cezada kanunilik' ilkesinin önemli bir güvencesidir ve kıyas yasağını pekiştirir. Prof. Dr. Sami Selçuk'un metinde belirttiği tarihsel arka plan, bu hükmün kanuna neden eklendiğini açıklar. 765 sayılı eski TCK döneminde, Yargıtay Ceza Genel Kurulu (CGK, 27.6.1988, 6-175/306), hırsızlık suçunun konusu olan 'taşınır mal' kavramını, ekonomik değeri olduğu gerekçesiyle genişletici ve kıyasa varan bir yorumla 'elektrik akımı' ve 'telefon hattı kullanımı'nı da kapsayacak şekilde yorumlamıştır. Bu içtihat, daha sonra Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı haline gelmiştir. Bu durum, yasada açıkça suç olarak tanımlanmayan bir fiilin, yorum yoluyla suç kapsamına alınması anlamına geliyordu ve kanunilik ilkesini zedeliyordu. İşte 5237 sayılı TCK'nın yasa yapıcısı, bu tür yargısal aktivizmin ve kanunilik ilkesini zorlayan genişletici yorumların önünü kesmek amacıyla, 'suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz' şeklindeki açık ve net ifadeyi kanuna eklemiştir. Dolayısıyla, Yargıtay'ın o dönemki 'telefon hattı kullanımı'nı malvarlığına dahil eden yorumu, tam da bu yasağın engellemek istediği türden, kıyasa yol açan geniş yorumun tipik bir örneğidir. (Kaynak: zulkufarslan.av.tr/sami-selcuk-aihm-yalcinkaya-karari/)