Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 04.02.1948 ve 06.05.2016 tarihli kararlarına göre, Yargıtay'ın bozma kararından sonra ilk derece mahkemesinde ıslah yapılması mümkün müdür? 7251 sayılı Kanun ile HMK m. 177'ye eklenen ikinci fıkra bu durumu nasıl değiştirmiştir?
Yargıtay'ın uzun yıllardır istikrarlı bir şekilde uyguladığı ve 04.02.1948 tarihli ve 1944/10 E., 1948/3 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile ortaya konulan kurala göre, bir dava Yargıtay tarafından bozulduktan sonra, dosyanın gönderildiği ilk derece mahkemesinde ıslah (HMK m. 176) yapılması mümkün değildir. Bu kural, 06.05.2016 tarihli ve 2015/1 E., 2016/1 K. sayılı İBK ile HMK döneminde de devam ettirilmiştir. Bu kuralın temel gerekçesi, bozmaya uyulmakla ortaya çıkan usuli kazanılmış hakların korunması ve davaların sonu gelmeyecek şekilde uzamasının önlenmesidir. Ancak, 28.07.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7251 sayılı Kanun'un 18. maddesi ile HMK m. 177'ye ikinci bir fıkra eklenerek bu kurala önemli bir istisna getirilmiştir. Yeni fıkraya göre; 'Yargıtayın bozma kararından veya bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine gönderildiğinde, ilk derece mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması hâlinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabilir. Ancak bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kaldırılamaz.' Bu değişiklikle, eğer bozma kararı sonrası mahkeme yeniden delil toplama, tanık dinleme, keşif, bilirkişi incelemesi gibi tahkikata ilişkin bir işlem yaparsa, bu yeni tahkikat aşaması bitene kadar ıslah yapma imkanı tanınmıştır. Fakat bu yeni kural, 'kanunların geriye yürümezliği' ilkesi gereği, yürürlüğe girdiği 28.07.2020 tarihinden önce yapılmış ve tamamlanmış ıslah işlemlerine uygulanamaz. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/belirsiz-alacak-veya-kismi-dava/)