Makaledeki 'salıncak kazası' örneğini ele alalım. Uçurum kenarına kurulmuş, yeterli güvenlik önlemi olmayan bir salıncağın zincirinin kopması sonucu iki kişinin yaralandığı olayda, işletmecinin ve salıncağı sallayan kişinin ceza sorumluluğu 'olası kastla yaralama' mı, yoksa 'bilinçli taksirle yaralama' kapsamında mı değerlendirilmelidir? Tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #52031

Bu olayın hukuki nitelendirmesi, failin öngördüğü yaralanma neticesine karşı tutumuna göre değişir. Her iki nitelendirme de mümkündür ve somut olayın detaylarına göre tartışılmalıdır: **Bilinçli Taksirle Yaralama (TCK m. 89, 22/3) Argümanı:** Bu görüşe göre, işletmeci ve sallayan kişi, salıncağın tehlikeli olduğunu ve bir kaza olabileceğini öngörmüşlerdir. Ancak, 'bir şey olmaz', 'şimdiye kadar bir şey olmadı' gibi bir düşünceyle veya salıncağın altındaki platform gibi yetersiz de olsa bazı önlemlere güvenerek neticenin (yaralanmanın) gerçekleşmeyeceğine inanmışlardır. Neticeyi istememekle birlikte, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket ederek yaralanmaya sebep olmuşlardır. Olay sonrası yaralılara yardıma koşmaları, neticeye kayıtsız kalmadıklarını ve onu istemediklerini gösteren bir emare olarak değerlendirilebilir. **Olası Kastla Yaralama (TCK m. 86, 21/2) Argümanı:** Bu görüşe göre ise, 2000 metrelik bir uçurumun kenarına, bariz şekilde dayanıksız zincirlerle ve emniyet kemeri gibi temel güvenlik önlemleri olmadan bir salıncak kurmak, yaralanma neticesini 'muhtemel' olmaktan çıkarıp 'neredeyse kesin' bir risk haline getirir. Fail, bu derecede yüksek bir riskin varlığını bilmesine rağmen faaliyete devam ederek, 'düşerlerse düşsünler, yaralanırlarsa yaralansınlar' şeklinde bir kayıtsızlık göstermiştir. Neticenin gerçekleşmemesi tamamen şansa kalmıştır. Bu durumda fail, yaralanma neticesini kabullenmiş ve olursa olsun diyerek hareket etmiş sayılır. Hangi nitelendirmenin yapılacağı, mahkemenin, failin iç dünyasını somut olaydaki objektif verilerle (güvenlik önlemlerinin düzeyi, tehlikenin barizliği vb.) yorumlamasına bağlıdır. Şüphe halinde ise, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi gereği bilinçli taksirin uygulanması gerekir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/iki-ornek-olay-dogrultusunda-olasi-kast-bilincli-taksir-degerlendirilmesi)