*Costa v. Enel* davasında ABAD tarafından geliştirilen 'AB hukukunun ulusal hukuka üstünlüğü' ilkesinin hukuki gerekçeleri nelerdir? ABAD'a göre bu ilke olmasaydı AB'nin temel hedefleri nasıl tehlikeye girerdi?
ABAD, *Costa v. Enel* (1964) kararında AB hukukunun üstünlüğü ilkesini, Antlaşma'nın lafzında açıkça yer almamasına rağmen, sistemin doğasından kaynaklanan zorunlu bir sonuç olarak kabul etmiştir. Hukuki gerekçeleri şunlardır: 1) **Özgün Bir Hukuk Düzeni Yaratılması:** Üye devletler, egemenlik haklarını sınırlayarak kendi hukuk düzenlerinden bağımsız, kendilerinin ve vatandaşlarının tabi olduğu bir Topluluk (Birlik) hukuk düzeni yaratmışlardır. Bu özgün yapı, ulusal hukuk kurallarının tek taraflı olarak AB hukukunu geçersiz kılmasını engeller. 2) **Karşılıklılık ve Yükümlülüklerin Koşulsuzluğu:** AB hukuk sistemi, karşılıklılık esasına dayanır. Eğer bir üye devlet, sonradan çıkardığı bir kanunla AB hukukundan doğan yükümlülüklerini tek taraflı olarak geçersiz kılabilecek olsaydı, bu yükümlülükler 'koşullu' hale gelir ve sistemin temeli olan karşılıklılık ilkesi çökerdi. 3) **Tüzüklerin Doğrudan Uygulanabilirliği:** TFEU m. 288, tüzüklerin 'bütün üye devletlerde doğrudan uygulanabilir' olduğunu belirtir. Eğer bir üye devlet, ulusal bir yasayla bir tüzüğün etkilerini ortadan kaldırabilseydi, bu hüküm anlamsız kalırdı. ABAD'a göre, üstünlük ilkesi olmasaydı, AB'nin temel hedeflerinin (ortak pazarın kurulması gibi) gerçekleştirilmesi tehlikeye girerdi. Çünkü AB hukukunun uygulanması devletten devlete değişir, bu da Birlik hukukunun tek tip ve etkin uygulanmasını imkansız hale getirerek entegrasyon projesini temelden sarsardı. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/the-impact-of-the-preliminary-ruling-to-the-sources-of-the-ruropean-internal-market-law)