İmar Kanunu m.184'te düzenlenen 'imar kirliliğine neden olma' suçu ile m.42'de düzenlenen idari para cezasının bir arada uygulanması mümkün müdür? Bu iki yaptırım türü arasındaki ilişkiyi 'ne bis in idem' (aynı fiilden dolayı iki kez yargılanmama) ilkesi açısından tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #52013

Evet, bir kaçak yapı fiili nedeniyle hem İmar Kanunu m.42 uyarınca idari para cezası ve yıkım kararı verilmesi hem de TCK m.184 uyarınca 'imar kirliliğine neden olma' suçundan ceza davası açılması mümkündür. Bu durum, 'ne bis in idem' ilkesinin bir ihlali olarak kabul edilmez. Çünkü Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, idari yaptırımlar ile adli cezalar farklı hukuki niteliklere ve amaçlara sahiptir. İdari para cezası, idari düzeni ihlal eden bir eyleme karşı idarenin uyguladığı bir yaptırımken; TCK m.184'teki hapis cezası, kamu düzenini ve çevreyi korumayı amaçlayan bir adli cezadır. İki yaptırımın koruduğu hukuki değerler ve faile yüklediği kusur farklıdır. Nitekim, İmar Kanunu m.42/8'de 'Yukarıdaki fıkralar uyarınca tahsil olunan idari para cezaları, aynı fiil nedeniyle 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 184 üncü maddesine göre mahkûm olanlara faizsiz olarak iade edilir' hükmü yer almaktadır. Bu hüküm, iki yaptırımın da uygulanabileceğini, ancak adli mahkumiyet durumunda idari para cezasının iade edilerek mükerrer bir mali yükün önlendiğini göstermektedir. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/kacak-yapi-cezasi-ihbar-sikayet/)