Yalçınkaya kararında AİHM'in tespit ettiği ihlallerin 'sistemik bir sorundan' kaynaklandığına işaret etmesi ve AİHS m. 46 uyarınca Türkiye'ye 'genel önlemler' alma yükümlülüğü getirmesi ne anlama gelmektedir? Bu durumun benzer durumdaki diğer davalar için sonuçları nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #52011

AİHM'nin, Yalçınkaya kararındaki ihlallerin 'sistemik bir sorundan' kaynaklandığını belirtmesi, sorunun sadece tek bir davaya özgü münferit bir olay olmadığını, aksine ulusal hukuk sistemindeki yapısal bir problemden (ByLock'a ilişkin yargısal yaklaşım gibi) kaynaklandığını ve çok sayıda kişiyi (8.000'den fazla bekleyen başvuru) etkilediğini ifade eder. AİHS m. 46 uyarınca 'genel önlemler' alma yükümlülüğü getirmesi, Türkiye'nin sadece Yalçınkaya'nın davasını yeniden açmakla yetinemeyeceğini; aynı zamanda bu sistemik sorunu çözmek için daha geniş çaplı yasal ve/veya idari tedbirler alması gerektiğini gösterir. Bu durumun diğer davalar için sonuçları şunlardır: 1) **Yargılamanın Yenilenmesi:** Benzer şekilde ByLock deliline dayanılarak mahkum edilmiş kişiler için CMK m. 311/1(f) uyarınca yargılamanın yenilenmesi yolu açılmıştır. 2) **İçtihat Değişikliği Zorunluluğu:** Türk mahkemeleri (Yargıtay ve alt derece mahkemeleri), AİHM'nin belirlediği standartları (ByLock'un tek başına delil olamayacağı, usuli güvencelerin sağlanması vb.) dikkate alarak içtihatlarını değiştirmelidir. Anayasa'nın 90/5. maddesi uyarınca AİHM kararları bağlayıcıdır. 3) **Pilot Karar Etkisi:** Bu karar, benzer başvurular için bir 'pilot karar' niteliği taşıyarak, AİHM'nin aynı konuda binlerce kez ihlal kararı vermesini önlemeyi ve sorunun ulusal düzeyde çözülmesini teşvik etmeyi amaçlamaktadır. (Kaynak: zulkufarslan.av.tr/sami-selcuk-aihm-yalcinkaya-karari/)