AİHM'nin Yüksel Yalçınkaya/Türkiye kararında, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 1. maddesindeki terör tanımı, 'suçların ve cezaların yasallığı' ilkesi açısından nasıl değerlendirilmiştir? Bu değerlendirmenin temelindeki 'açıklık ve seçiklik' (besbellilik) ilkesini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #52007

AİHM, Yüksel Yalçınkaya kararında, 3713 sayılı Kanun'un 1. maddesindeki terör tanımının 'suçların ve cezaların yasallığı' ilkesine (AİHS m. 7) aykırı olduğu sonucuna varmıştır. Değerlendirmenin temelinde, ceza yasalarının herkesin anlayacağı dilde, açık ve seçik (vazıh ve mümeyyiz) olması gerektiğini belirten 'açıklık ve seçiklik' ilkesi yatar. Bu ilkeye göre, bir eylemin suç sayılabilmesi için yasadaki tanımının sınırları belirli, anlaşılır ve öngörülebilir olmalıdır. Yüksel Yalçınkaya metnine göre, kanundaki 'baskı, korkutma, yıldırma, sindirme', 'Cumhuriyetin niteliklerini... değiştirmek', 'Devlet otoritesini zaafa uğratmak' gibi kavramlar belirsiz ve yoruma açıktır. Bu ifadelerin içeriği ve sınırları üzerinde yargıçların dahi oybirliğiyle buluşması olanaksızdır. Bu durum, bireylerin hangi eylemlerinin suç teşkil edeceğini önceden bilememesine yol açarak AİHS m. 7'de güvence altına alınan öngörülebilirlik standardını ve hukukun üstünlüğü ilkesini ihlal etmektedir. (Kaynak: zulkufarslan.av.tr/sami-selcuk-aihm-yalcinkaya-karari/)