CMK'da düzenlenen azami tutukluluk ve adli kontrol sürelerinin hesaplanmasında, Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi'nin benimsediği ve makalede eleştirilen yaklaşım nedir?
Yargıtay ve AYM, İHAM'ın 'Wemhoff/Almanya' kararından esinlenerek 'suç isnadına bağlı tutukluluk' ile 'hükmen tutukluluk' (veya 'mahkumiyete bağlı tutukluluk') arasında bir ayrım yapmaktadır. Bu yaklaşıma göre, ilk derece mahkemesinin mahkumiyet kararı vermesinden sonra, istinaf ve temyiz kanun yolu aşamalarında geçen süre, CMK md. 102'deki azami tutukluluk süresinin hesabında dikkate alınmamaktadır. Makalede bu yaklaşım, CMK sistematiğine ve lafzına aykırı olduğu gerekçesiyle eleştirilmektedir.