Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 20.02.2020 tarihli, 2019/8234 E. ve 2020/3763 K. sayılı kararı bağlamında, kamu görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanarak inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme suçunda (TCK 115/3, 119/1-e), şüphelinin savunmasına dayanak teşkil eden kılık kıyafet yönetmeliği iddiasının neden kanuni dayanaktan yoksun olduğu belirtilmiştir? Üniversite öğrencilerinin kılık kıyafeti konusundaki yasal düzenlemeyi açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #50373

Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin bu kararında, şüphelinin müştekinin dini inancından kaynaklı kıyafetiyle yaşam tarzına ilişkin tercihlerine müdahale ederek değiştirmeye zorlaması eylemi, TCK 115/3 ve 119/1-e (Kamu Görevinin Sağladığı Nüfuzu Kötüye Kullanmak Suretiyle İnanç, Düşünce ve Kanaat Hürriyetinin Kullanılmasını Engellemek) kapsamında değerlendirilmiştir. Şüphelinin savunmasında müştekinin kılık kıyafetinin yönetmeliğe aykırı olduğu iddiası öne sürülmüştür. Ancak karar, mevcut mevzuatın (Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Çalışan Personelin Kılık ve Kıyafetlerine Dair Yönetmelik ile Milli Eğitim Bakanlığı ile Diğer Bakanlıklara Bağlı Okullardaki Görevlilerle Öğrencilerin Kılık Kıyafetlerine İlişkin Yönetmelik) üniversite öğrencilerini kapsamadığını belirtmiştir. Üniversitelerin özerk bir kurum olan Yükseköğretim Kurulu'na bağlı olduğu ve YÖK Kanunu Ek Madde 17'de açıkça 'Yükseköğretim kurumlarında kılık ve kıyafet serbesttir' hükmünün bulunduğu vurgulanmıştır. Kanun maddesinde serbestinin tek sınırının yürürlükteki kanunlar olduğu ve yürürlükteki kanunlarda da kadın kıyafetine ilişkin herhangi bir düzenlemeye rastlanmadığı ifade edilerek şüphelinin savunmasının kanuni dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varılmıştır. (Kaynak: kadimhukuk.tr/makale/inanc-dusunce-ve-kanaat-hurriyetinin-kullanilmasinin-engellenmesi-sucu/, Yargıtay 4. CD 20.02.2020 tarihli kararı)