HMK 310. maddesi uyarınca hüküm kesinleşmeden feragat etmenin hukuki sonuçlarını ve bu feragat durumunda yerel mahkemenin izlemesi gereken usulü, Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 05.02.2018 tarihli, 2017/14444 E., 2018/1616 K. sayılı kararı bağlamında açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #50366

HMK 310. maddesi, feragat ve kabulün 'hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabileceğini' düzenler. HMK 309. maddesine göre feragat, karşı tarafın muvafakatine bağlı değildir ve HMK 311. maddesine göre 'kesin hükmün neticelerini doğurur'. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 05.02.2018 tarihli kararında, davalı borçlu vekili temyiz ettikten sonra, davacı alacaklı vekilinin davadan feragat dilekçesi verdiği olay ele alınmıştır. Karar, 'Mahkemece bir karar verilip, davadan el çekildikten sonra, temyiz aşamasında vekaletnamesinde feragate yetkili bulunduğu anlaşılan davacı vekili tarafından verilen dilekçe ile usulüne uygun şekilde davadan ve temyizden feragat edildiğine ve bu aşamada davadan feragat hakkında karar verme yetkisi Yerel Mahkemesi’ne ait bulunduğuna göre, davadan feragat hususunda karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmektedir' sonucuna varmıştır (HGK 20.09.1995, 1995/12-661 E., 763 K.'ya atıfla). Bu, feragat beyanının temyiz aşamasında bile doğrudan sonuç doğurduğu ve Yargıtay'ın dosyayı, feragat hakkında karar verilmek üzere yerel mahkemeye göndermesi gerektiğini gösterir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-310-feragat-ve-kabulun-zamani.html, YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ 05.02.2018 tarihli kararı)