Budak/Türkiye kararında (AİHM, 16.02.2021), hukuka aykırı delillerin yargılamada kullanılması bağlamında İHAS m.53'ün rolü nasıl yorumlanmıştır? Türk hukukunun hukuka aykırı delil konusundaki mutlak yasağının, AİHM'in içtihadından daha üstün bir koruma sağladığı ve bu durumun İHAS m.53 kapsamında nasıl değerlendirildiği açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #50353

Budak/Türkiye kararının 87. paragrafında, hukuka aykırı delil konusunda Türk hukukunun (Anayasa ve CMK) AİHM içtihadından daha yüksek koruma sağladığı (en azından normatif olarak mutlak bir delil yasağı olduğu) belirtilmiştir. AİHM'in genel içtihadı hukuka aykırı delillerin belirli usuli güvencelerle kullanılabileceği yönündeyken, Türk hukukundaki mutlak yasak daha üstün bir güvence sunar. Karar, yerel mahkemenin bu 'üstün usuli güvenceleri' uygulamakta başarısız olmasının, İHAS m.53 dikkate alındığında, yargılamayı bir bütün olarak adil olmaktan çıkardığını ifade etmiştir. Bu durum, İHAS m.53'ün, taraf devletlere iç hukuklarında daha fazla hak tanıdıkları durumlarda bu hakları uygulama yönünde pozitif bir yükümlülük yüklediği şeklinde yorumlanmıştır. Yani, AİHM, Türkiye gibi, Sözleşme'den daha üstün bir koruma sağlayan ülkelerden gelen başvurularda, yerel mahkemelerin bu üstün korumayı göz ardı etmesinin hak ihlali oluşturabileceğine işaret etmiştir. Bu, sadece 'yapmama' (negatif yükümlülük) değil, aynı zamanda daha yüksek koruma sağlayan kuralları 'uygulama' (pozitif yükümlülük) yükümlülüğünü de kapsar. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/ihas-m53-cercevesinde-hukuka-aykiri-delillerin-kullanilmasi, III. Kanaatimiz bölümü ve Budak kararının 87. paragrafı)