İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi'nin (AİHM) Budak/Türkiye kararında (16.02.2021, 69762/12 B.N.), hukuka aykırı delillerin yargılamada kullanılmasının adil yargılanma hakkı (İHAS m.6) ihlali yaratıp yaratmadığı değerlendirilirken hangi temel ilkeler esas alınmıştır? Özellikle delilin 'belirleyici niteliği' ve savunma haklarının kısıtlanıp kısıtlanmadığı kriterlerinin önemini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #50352

AİHM, Budak/Türkiye kararında, İHAS m.6'nın delillerin kabulü ile ilgili otomatik bir yasak getirmediğini, ancak yargılamanın bir bütün olarak adil olup olmadığının, delillerin elde edilme yöntemi de dikkate alınarak belirlenmesi gerektiğini belirtmiştir. Temel ilkeler şunlardır: (1) **Delilin Belirleyici Niteliği:** Mahkumiyette belirleyici rol oynayan delillerin hukuka aykırı elde edilmesi ciddi bir inceleme gerektirir. (2) **Savunma Hakkının Kısıtlanması:** Başvurucunun savunma hakkının (delilin gerçekliğini ve kullanımına karşı koyma hakkı) kısıtlanıp kısıtlanmadığı incelenir. (3) **Delilin Kalitesi ve Güvenilirliği:** Delilin elde edilme yönteminin, delilin güvenilirliği ve gerçekliği üzerinde şüphe uyandırıp uyandırmadığına bakılır. (4) **Gerekçeli Karar:** Mahkeme kararlarının, delillerin hukuka uygunluğuna dair iddialara açık ve spesifik gerekçelerle cevap vermesi gerekir. Somut olayda, başvurucunun mahkumiyetinde belirleyici olan ev aramasında elde edilen delillerin hukuka aykırı (CMK 119/4'e aykırı) elde edildiği ve başvurucunun bu iddialarına yerel mahkemenin yeterli cevap vermediği, savunma hakkının kısıtlandığı sonucuna varılmıştır. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/ihas-m53-cercevesinde-hukuka-aykiri-delillerin-kullanilmasi, II. Başvurucu ve Hükümet Tarafının Savları ile İHAM’ın Değerlendirmesi, 68-74. ve 74-88. paragraflar)