Malın değerinin azlığı (TCK 145) kavramının 'çalınan malın ekonomik değeri' açısından nasıl yorumlanması gerektiğini, mağdurun manevi değeri ve sanığın daha çoğunu alabilme olanağı varken azını alma durumları bağlamında açıklayınız. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 15.12.2009 tarihli kararı bu konuda hangi önemli ilkeleri ortaya koymuştur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #50333

Kanun koyucu TCK 145'te malın değerinin az olmasından neyin anlaşılması gerektiğini açıkça belirlememiştir, ancak bu kavramdan suça konu malın 'ekonomik değerini', yani maddi veya parasal karşılığını anlamak gerekir. Mağdurun çalınan mala atfettiği manevi değer, bu hükmün uygulanması bakımından dikkate alınmaz; yani mağdurun suça konu mala çok değer vermesi veya hiç değer vermemesi, maddenin uygulanmasında bir etki yaratmaz. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 15.12.2009 tarihli, 2009/6-242 E., 2009/291 K. sayılı kararı, TCK 145'in uygulanmasında 'daha çoğunu alabilme olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak az olan şeyi alma' görüşünün tamamen reddedilemeyeceğini, ancak maddenin sadece bu tanımlamayla sınırlandırılmasının da mümkün olmadığını belirtmiştir. Yargıç, 'az olarak kabul edilecek değerin' ceza vermekten vazgeçmeyi gerektirecek ehemmiyetsiz ölçüde olması gerektiğini, yani değere dayalı ihlalin ceza verilmemeyi haklı saydıracak alt düzeyde bulunmasını temel almıştır. Ayrıca, olayın özelliği, mağdurun ve sanığın konumu, suçun işleniş şekli gibi unsurlar da değerlendirilerek fiilin ağırlığıyla orantılı bir ceza belirlenmelidir. (Kaynak: ayboga.av.tr/malin-degerinin-az-olmasi-nedeniyle-indirim/, 'Malın Değerinin Azlığı Nedir?' ve 'MALIN DEĞERİNİN AZLIĞI KAVRAMI YARGITAY KARARI' bölümleri)