İmar kirliliğine neden olma suçunun (TCK 184/4) mücavir alan sınırları içerisinde işlenip işlenemeyeceği konusundaki hukuki tartışmayı ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun (2015/71 E., 2018/540 K.) bu konudaki kararını, kanunilik ilkesi ve hukuki yarar bağlamında açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #50330

TCK'nın 184. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, bu madde hükümleri (üçüncü fıkra hariç) 'ancak belediye sınırları içinde veya özel imar rejimine tabi yerlerde uygulanır.' Bu düzenleme, suçun uygulanma alanına bir sınırlama getirmektedir. 'Mücavir alan', 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 5. maddesinde 'imar mevzuatı bakımından belediyelerin kontrol ve mesuliyeti altına verilmiş olan alanlar' olarak tanımlanmıştır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2015/71 E., 2018/540 K. sayılı kararında (Kadınhanı örneği), suçun Konya Büyükşehir Belediyesi sınırlarının il mülki sınırları statüsü kazanmasından önce işlenmesi ve suça konu binanın belediye sınırları dışında, ancak ilçe belediyesinin mücavir alanında kalması durumu değerlendirilmiştir. Ceza Genel Kurulu, 'ceza hukukunda kanunilik ilkesi bağlamında imar kirliliğine neden olma suçunun mücavir alanda işlenememesi' gerektiğine karar vermiştir. Gerekçe olarak, 3194 sayılı İmar Kanunu'nda belediye sınırları ve mücavir alanın ayrı kavramlar olarak ele alınması ve kanun koyucunun TCK 184/4'te 'belediye sınırları' ve 'özel imar rejimine tabi yerler' terimlerini bilinçli olarak seçtiği vurgulanmıştır. Bu karar, özel imar rejimi bulunmayan belediye mücavir alanı içerisinde ruhsatsız veya ruhsata aykırı bina yapmanın ceza hukuku anlamında suç oluşturmayacağını, ancak idari yaptırımların uygulanabileceğini (İmar Kanunu m.32, m.42) belirtmiştir. (Kaynak: zulkufarslan.av.tr/mucavir-alan-ozel-imar-rejimi/, ilgili Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararı ve açıklamaları)