Kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesi (TCK 135/1) suçu ile kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme (TCK 136/1) suçu arasındaki temel farkı fiil unsurları açısından açıklayınız. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 21.06.2018 tarihli, 2017/12-054 E. ve 2018/7023 K. sayılı kararı bu ayrımı nasıl somutlaştırmaktadır?
TCK m.135/1'de düzenlenen 'kişisel verilerin kaydedilmesi' suçunun fiil unsuru, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak 'kaydedilmesidir'. Yani, mevcut olmayan bir kişisel verinin bir ortama işlenerek sabitlenmesidir. Buna karşılık, TCK m.136'da düzenlenen ve bu yazının konusu olan 'verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme' suçunun fiil unsuru, halihazırda 'kaydedilmiş' kişisel verinin (veya Yargıtay'ın son kararlarıyla kaydedilmemiş olsa bile) bir başkasına verilmesi, yayılması veya ele geçirilmesidir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 21.06.2018 tarihli kararında, sanığın katılanın fotoğrafını kullanarak sahte Facebook hesabı açması eylemi değerlendirilmiştir. Kararda, sanığın katılanın fotoğrafını hukuka aykırı olarak kaydetmediği (çünkü fotoğraf zaten Facebook'ta alenileştirilmişti), ancak halihazırda var olan kişisel veriyi (fotoğrafı) yeni bir Facebook profili açarak 'yaymak' suretiyle hukuka aykırı bir eylem gerçekleştirdiği belirtilmiştir. Bu nedenle mahkeme, TCK m.135/1'de düzenlenen kişisel verilerin kaydedilmesi suçundan değil, TCK m.136/1'de düzenlenen verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan mahkumiyet hükmü kurulması gerektiğini belirtmiş ve ilk derece mahkemesinin bu konudaki hatasını bozma sebebi saymıştır. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/kisisel-verilerin-islenmesinin-ve-paylasilmasinin-hukukiligi, 16. ve 17. paragraflar ile Yargıtay 12. CD 21.06.2018 kararı)