Ceza Genel Kurulu'nun (15.12.2009, 2009/6-242 E., 2009/291 K.) kararı ışığında, TCK'nın 145. maddesindeki 'malın değerinin azlığı' kavramının uygulanmasında, 'daha çoğunu alabilme olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak az olan şeyi alma' görüşü ile ilgili olarak Yargıtay'ın genel yaklaşımını ve 765 sayılı TCK'nın 522. maddesindeki kavramlarla karşılaştırarak açıklayınız.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 15.12.2009 tarihli, 2009/6-242 E. ve 2009/291 K. sayılı kararına göre, TCK 145. maddesindeki 'malın değerinin azlığı' kavramı, 765 sayılı TCK'nın 522. maddesindeki 'hafif' ya da 'pek hafif' kavramlarıyla irtibatlı bir yoruma gidilmemelidir. TCK 145, 765 sayılı TCK 522'den farklı, 5237 sayılı Yasaya özgü ve yeni bir kurumdur. Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 'daha çoğunu alabilme olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak az olan şeyi alma' görüşü TCK 145 uygulamasında tamamen reddedilmese de, maddenin yalnızca bu tanımlamayla sınırlandırılması olanaklı değildir. Madde, hırsızlık suçunun konusunu oluşturan değerin az olmasını temel almakta ve yargıca, somut olayla ilgili takdir yetkisi tanımaktadır. Yargıç, bu takdiri kullanırken çalınan değerin ceza vermekten vazgeçmesini gerektirecek ehemmiyetsiz ölçüde olup olmadığını değerlendirmeli, ayrıca suçun işleniş şekli, mağdur/sanık konumu, olay yeri/zamanı gibi unsurları da dikkate alarak 'işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı' bir ceza tayin etmelidir. Burada amaç, ceza adaletini sağlamaktır. (Kaynak: ayboga.av.tr/malin-degerinin-az-olmasi-nedeniyle-indirim/, 'MALIN DEĞERİNİN AZLIĞI KAVRAMI YARGITAY KARARI' bölümü ve ilgili CGK kararı)