Hukuka aykırı yollarla elde edilen delillerin yargılamada kullanılması hususunda İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi (İHAS) m.6 (adil yargılanma hakkı) ve m.53 arasındaki ilişkiyi, Budak/Türkiye kararı bağlamında değerlendiriniz. Türk hukukunun bu konudaki tutumu AİHM içtihadına göre nasıl farklılık göstermektedir?
İHAS m.6, delillerin kabulü ile ilgili otomatik bir yasak içermez; yargılamanın bir bütün olarak adil olup olmadığına bakılır. Hukuka aykırı yollarla elde edilen delillerin kullanımı bile, yargılama genel olarak adil ise ihlal oluşturmayabilir (Schenk/İsviçre). Ancak İHAS m.53, Sözleşme'de yer alan hakları sınırlayıcı veya daraltıcı şekilde yorumlanamayacağını, ulusal hukukun veya diğer anlaşmaların daha fazla insan hakkı ve temel özgürlük tanıması durumunda bunların geçerli olacağını belirtir. Budak/Türkiye kararı (AİHM, 16.02.2021, 69762/12 B.N.), Türk hukukunun (Anayasa ve CMK) hukuka aykırı delillerin yargılamada kullanılamaması konusunda AİHM içtihadından daha net ve mutlak bir yasak getirdiğini vurgulamıştır (CMK 119/4). Karar, yerel mahkemenin bu üstün usuli güvenceleri uygulamakta başarısız olmasının (örneğin, arama usulündeki eksiklikler ve delilin güvenilirliği iddialarının değerlendirilmemesi), İHAS m.53 dikkate alındığında, yargılamanın bir bütün olarak adil olmaktan çıktığını belirtmiştir. Bu, İHAS m.53'ün, iç hukukun daha yüksek koruma sağladığı durumlarda yerel mahkemelere bu kuralları uygulama yönünde pozitif bir yükümlülük yüklediği anlamına gelir. Aksi takdirde, AİHM, iç hukuktaki daha yüksek korumanın göz ardı edilmesi nedeniyle hak ihlali kararı verebilir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/ihas-m53-cercevesinde-hukuka-aykiri-delillerin-kullanilmasi, Giriş, II. Başvurucu ve Hükümet Tarafının Savları ile İHAM’ın Değerlendirmesi, III. Kanaatimiz bölümleri ve CMK m.119/4)