İnanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasının engellenmesi suçunun (TCK 115) teşebbüs, iştirak ve içtima hükümleri açısından özelliklerini açıklayınız. Özellikle, bu suçun işlenişinde kullanılan cebirin kasten yaralama suçunu da oluşturması durumunda içtima nasıl uygulanır?
Bu suça teşebbüs mümkündür. TCK 115'in 1. ve 3. fıkralarındaki suçlar sırf hareket suçu niteliğinde olduğundan, hareketler bölünebildiğinde teşebbüs hükümleri uygulanabilir. TCK 115/2'deki suç ise zarar suçu niteliğinde olup, elverişli hareketlerle doğrudan icraya başlanıp failin elinde olmayan nedenlerle tamamlanamazsa teşebbüs aşamasında kalır (TCK 35). İştirak açısından, suça iştirakın her türlüsü mümkündür (TCK 37, 38, 39); yani azmettirme, yardım etme veya birlikte suç işleme hallerinde iştirak hükümleri uygulanır. TCK 119'a göre, iştirak edenlerin her biri ayrı ayrı cezalandırılır. İçtima konusunda ise, fail aynı kişiye veya topluluğa karşı farklı zamanlarda bu suçu işlerse zincirleme suç (TCK 43/1) hükümleri, birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenirse de zincirleme suç (TCK 43/2) hükümleri uygulanarak ceza artırılır. Özel bir durum olarak, inanç hürriyetinin engellenmesi suçunda mağdur üzerinde kullanılan cebir, eğer TCK'nın 86. maddesi (kasten yaralama) kapsamında basit yaralama olarak kalıyorsa, TCK 119 uyarınca ayrıca yaralamadan cezaya hükmolunmaz; cebir, suçun işlenmesi için gerçekleştirilen bir unsur olarak değerlendirilir. Ancak TCK 87. maddesindeki (neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama) gibi bir yaralama söz konusu olursa, ayrıca bu maddeye göre de ceza tayin edilecektir. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/inanc-dusunce-ve-kanaat-hurriyetinin-kullanilmasinin-engellenmesi-sucu/, 'İnanç, Düşünce ve Kanaat Hürriyetinin Kullanılmasının Engellenmesi Suçunun Özel Görünüşleri' ve 'İçtima' bölümleri)