Kötü muamele suçu (TCK 232/1) ile kasten yaralama (TCK 86) ve hakaret (TCK 125) suçları arasındaki ayrımı, özellikle eylemlerin niteliği ve ortaya çıkardığı sonuçlar açısından açıklayınız. Yargıtay içtihatları bu ayrımı nasıl belirlemiştir?
Kötü muamele suçu (TCK 232/1), diğer suçlardan farklılaşan özel bir fiil içeriğine sahiptir. Madde gerekçesinde belirtildiği üzere, 'Her türlü kötü muamele, suçun oluşmasını olanaklı kılmaz. Kötü muamelenin merhamet, acıma ve şefkatle bağdaşmayacak nitelikte bulunması gereklidir.' Ancak bu muamele biçimi kişide basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçünün ötesinde bir etki meydana getirmiş ise, artık kasten yaralama suçundan dolayı cezaya hükmedilir (TCK 86). Yargıtay (örneğin, 18. Ceza Dairesi 28.09.2016, 2015/24412 E., 2016/15093 K. ve 16.05.2016, 2015/23647 E., 2016/10598 K. sayılı kararları), kötü muamele suçunun, 'yaralama, tehdit ve sövme gibi Kanunun başka maddelerinde açıkça suç olarak düzenlenmiş eylemler dışında kalan' fiilleri kapsadığını belirtir. Yani, eğer bir eylem doğrudan yaralama (TCK 86), tehdit (TCK 106) veya hakaret (TCK 125) suçlarının unsurlarını taşıyorsa, o suçlardan cezalandırılır; kötü muamele suçu için ayrıca hüküm kurulmaz. Kötü muamele, bu suçların dışında kalan, 'çıplak gezdirme, aç bırakma, sürekli alay etme, korkutma' gibi fiillerle işlenir ve çoğu zaman bir 'süreklilik' arz etse de, tek bir eylemle de (kötü muamele kastıyla ve merhametle bağdaşmayacak şekilde) oluşabilir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/tck-madde-232-kotu-muamele-sucu.html, TCK 232 Gerekçesi ve ilgili Yargıtay kararları)