Kişisel verilerin hukuka aykırı olarak verilmesi veya ele geçirilmesi suçunda (TCK m.136), 'saik veya amaç unsuru'nun aranmaması ne anlama gelmektedir? Bu durum, fiilin tipikliğe uygun gerçekleştiğinin tespitinden sonra hukuka uygunluk sebepleri açısından nasıl bir inceleme yapılmasını gerektirir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #50299

TCK m.136 madde metni incelendiğinde, bu suç için 'saik veya amaç unsuru'nun aranmadığı anlaşılır. Bu, suçun oluşması için failin özel bir güdüyle hareket etmesinin gerekli olmadığı, dolayısıyla seçimlik fiillerden (verme, yayma, ele geçirme) birisinin kasten gerçekleştirilmesiyle suçun meydana geleceği anlamına gelir. Örneğin, telefon numarasının iletişim sağlama gibi 'iyi niyetli' bir saikle paylaşılması bile kasten yapıldığı takdirde tipikliğe uygun bir fiil olarak değerlendirilir. Tipikliğe uygun fiilin gerçekleştiğinin tespiti sonrasında, suçun 'hukuka aykırı olarak' işlenmesi şartı nedeniyle, hukuka uygunluk sebeplerinin bulunup bulunmadığı titizlikle incelenir. Bu incelemede, TCK genel hükümleri (örn. ilgilinin rızası TCK m.26/2) ve özellikle KVKK'nın 5. ve 6. maddeleri ile diğer kanunlarda düzenlenen hukuka uygunluk sebepleri değerlendirilir. Eğer hukuka uygunluk sebebi varsa, suç oluşmaz. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/kisisel-verilerin-islenmesinin-ve-paylasilmasinin-hukukiligi, 4. ve 5. paragraflar)